بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰـــنِ الرَّحِيـــم

Hilafetin Yıkılış Yıldönümü Olan Receb 28'de

Hilafet Yoluyla İslam'ı Kamil Olarak Tatbik Ediniz

وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أنزَلَ اللّهُ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

"Her kim Allah’ın indirdikleri ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir." [el-Mâide 45]

 

Ey Pakistan'daki Müslüman Bacılarımız!

 

Yaratıcı Subhânehu ve Te'alâ olan Rabbinizin, önünden ve arkasından batılın yaklaşamadığı kitabından olan bu ayeti, hakkı ve batılı belirlemede tek yetki sahibinin Allahu [Subhânehu ve Te'alâ] olduğunu teyit ettiği gibi Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyen bir kimse sanki kendi hevasına ve meyillerine göre hükmetmiş gibi olup onun zalimlerden olacağını da teyit etmektedir. Bu ise ister demokratik isterse diktatör olsun Pakistan'daki yönetim sistemine intibak etmektedir. Zira başbakanlık, cumhurbaşkanlığı ve parlamenter yönetim ile bunların kendi hevalarına göre olan uygulamaları sebebiyle İslamî hükümler bir kenara atılmıştır.

 

Ey Pakistan'daki Müslüman Bacılarımız!

 

İslam yönetiminin yokluğu, diktatör ve demokrat yöneticilerin otoriteyi gasp etmesi, Pakistan'daki Müslümanları geçen altı on yıl boyunca birçok trajedilerin içerisine düşürmüştür. Dr. Afiyet Sıddıkî'nin akıbeti, çeşitli İslam ülkelerindeki akranlarıyla kesişen tek bir örnektir. Raymond Davis'in kurbanları, özel Amerikan katliam şirketleri tarafından katledilen birçok kişiye karşın başka bir örnektir. İnsansız uçakların saldırılarının sürmesi diğer bir örnektir. Amerika'nın hava sahalarımıza nüfuz etmesi, baskınlar yaparak evlerin mahremiyetini ihlal etmesi, içerisindeki Müslümanları katletmesine rağmen yargılanmaması yada cezasız kalması, git gide çöken ekonomik durumun devam etmesi, hatta halkımızın İslam'ın garantilediği en basit temel ihtiyaçlardan bile mahrum edilmesi, rupinin değişim değerinin düşmesi, yakıt ve elektrik fiyatlarının katlanılamaz düzeylere yükselmesi, yabancı kültürün yayılmasına, ihtilata ve dost hayatı yaşanmasına izin verilmesi sayesinde toplumda fesadın yayılması gibi başka örnekler de vardır. Allahu [Subhânehu ve Te'alâ], şöyle buyurmaktadır: وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا "Kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse onun için sıkıntılı bir hayat olacaktır." [Tâhâ -24]

 

Ey Pakistan'daki Müslüman Bacılarımız!

 

Zalim yöneticiler, ümmetin İslam'dan başka bir şey istemediğine kesin kanaat getirince, insanların arasında İslam'ın bir kısmı yeterlidir İslam'ın tümünün tatbik edilmesine gerek yok şeklindeki şeytanın vesveselerini yaymaya başladılar! İslam'ın bazı hükümlerinin tatbik edilebilmesi için demokratik ve diktatör küfür rejimlerine katılmaya davet etmek yoluyla bir takım muhlis Müslümanları, kendi günahlarına ortak olmaya teşvik ettiler! Zira yöneticiler, gerçek otoriteyi hedefleme yolundan saptırsınlar diye muhlislerin siyasal rejimin ve mevcut yargının arkasında solumaya devem edebileceklerini ümit ediyorlar. Sömürgeci Amerikalılar tarafından desteklenen askeri liderlikteki hainleri idare eden de işte bu şeytanlıktır.        

 

Bu üsluplar, Kureyş'in Müslümanları İslam'dan döndürmeye azmettiğindeki takip ettiği üsluplardan pek farklı değildir. Zira Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e yönetimde sistemlerine ortak olmasını teklif ederek onun hareketini durdurmaya çalışmışlardı. Hatta onların bu durumu, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e, başlarına kral olmasını ve "Bir yıl biz senin ilahına ibadet edelim bir yıl sen bizim ilahımıza ibadet et" şeklinde otoritenin dönüşümlü olarak hazırlanılmasını teklif etmelerine kadar ulaşmıştı. Ancak Allahu [Subhânehu ve Te'alâ] onlarla olan yolları kesmiştir. Zira Allahuteala, şu kavlini indirmiştir: قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ لاَ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ   "De ki: Ey Kâfirler! (1) Ben sizin taptıklarınıza tapmam!) Siz de ben taptığıma tapanlar değilsiniz… Sizin dininiz size, benim dinim de banadır." [el-Kâfirûn 1-6]        

 

Ey Pakistan'daki Müslüman Bacılarımız!

 

Müslümanlara düşen, hayatlarında köklü ve inkılabi bir şekilde ve maksimum hızla şeri hükümleri tatbik etmeleridir. Bunun tedrici bir şekilde olması caiz değildir ve bu, Allahu [Subhânehu ve Te'alâ]'nın bir emridir. Mesela Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e, miras hakkında sorulduğunda susmuş ve kendisine vahiy gelinceye kadar cevap vermemiş ve vahyin inmesi üzerine doğrudan tatbik etmiştir. Hicap ve içkinin haram kılındığına dair ayetler indiğinde de aynı şekilde olmuştur. Zira kadınlar, avret yerlerini örtmek için elbiselerini yırtmışlar ve içkiler sokaklara dökülmüştür. Ayrıca Müslümanların fethettiği ülkelerde şeri hükümlerin bir gün dahi geciktirilmesine izin verilmemiştir. Bilakis şeri hükümleri bildirir bildirmez geciktirmeksizin doğrudan tatbik etmişlerdir. Yine ilk Halife Ebu Bekir es-Sıddîk [Radıyallahu Anh], o zaman dinden dönmenin yayılmasına ve bazı kabilelerin zekat vermemeyi arzu etmelerine rağmen devenin bir yuları bile olsa bazı insanların zekat vermemelerini kabul etmemiştir.

 

Ey Pakistan'daki Müslüman Bacılarımız!

 

H. 28 Receb 1432, o zaman İngiltere'nin desteklediği bir avuç Arap ve Türk hainleri tarafında yıkılan Hilafet Devleti'nin yıkılışının 90. yılıdır. Bundan dolayı bugün bizler sizleri, hain yöneticileri alaşağı etmeye ve İslam'ın tedrici olarak tatbik edilmesi iddialarını reddetmeye çağırıyoruz. Zira bu, batıl bir iddia olup bundan maksat, kafir rejimlerin kaçınılmaz devrilişini geciktirmektir.  

 

Şunu iyi biliniz ki İslam, Allahu [Subhânehu ve Te'alâ]'nın hükümlerinde orta çözümler olmaksızın köklü ve kapsamlı bir şekilde yeryüzüne hükmetmek için tekrar geri dönecektir. Kuvvet ehli, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e nusret verdiklerinde İslam'ı geciktirmeksizin, kapsamlı ve köklü bir şekilde hayatın bütün işlerinde pratik olarak tatbik etmiştir. Durum aynıdır. Zira Hiz-ub Tahrir bugün, Silahlı Kuvvetler içerisindeki muhlis ensardan nusret aldığında geciktirmeksizin ve Allah'ın izniyle ilk günden itibaren bütün İslam'ı uygulayacaktır.       

 

Ey Pakistan'daki Müslüman Bacılarımız!

 

Sizlere, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e biat eden ensarın arasından ikisinin kadın olduğunu hatırlatırız. Bugün sizlerde, Silahlı Kuvvetler içerisindeki muhlisler arasında bulunan eşlerinizi, kardeşlerinizi ve akrabalarınızı Hizb-ut Tahrir'e nusret vermeye teşvik etmek yoluyla ensar kadınların üstlendiği aynı rolü üstlenebilirsiniz. Zira zaman, askerî ve siyasî liderlikteki hainleri alaşağı  etme, inkılabi ve köklü bir şekilde İslam ile hükmetmek amacıyla Hilafet Devleti'ni kurması için otoriteyi Hizb-ut Tahrir'e verme zamanıdır.    

 

İyi biliniz ki Hilafet Devleti'ni kurmak için çalışmak farz olup bu farza masiyet karıştırılmamalıdır. Dolayısıyla yöneticiler, Allahu [Subhânehu ve Tee'alâ]'nın indirdikleriyle hükmetmedikleri sürece bu günah sizin üzerinizden asla düşmeyecektir. Zira yaptıkları münker, vacibinizi yerine getirmenizi ve onlara karşı çıkmanızı engellememektedir. Şayet vacibinizi yerine getirmezseniz, Aziz ve Cebbar olan Allah'ın karşısına zillet ve utanç içerisinde çıkacak olanlar sadece yöneticiler olmayacaktır. Bilakis Azze ve Celle'nin azabı, aynı şekilde sizleri de yakalayacaktır. Nitekim Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmuştur: إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لاَ يُعَذِّبُ الْعَامَّةَ بِعَمَلِ الْخَاصَّةِ حَتَّى يَرَوْا الْمُنْكَرَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ وَهُمْ قَادِرُونَ عَلَى أَنْ يُنْكِرُوهُ فَلاَ يُنْكِرُوهُ فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَذَّبَ اللَّهُ الْخَاصَّةَ وَالْعَامَّةَ “Muhakkak ki Allah, özelin (belirli kimselerin) yaptıklarından ötürü geneli (insanların genelini) cezalandırmaz. Tâ ki onlar, kendi aralarında münkeri görürler ve onu reddetmeye muktedir oldukları halde onu reddetmezler. Ne zaman ki böyle yaparlar, o zaman Allah hem özeli hem de geneli cezalandırır.”

 

O halde icabet edecek misiniz ey Müslüman bacılarımız?       

 

حزب التحرير

   

Hizb-ut Tahrir Şebbati

 

H. 03 Receb 1432

Pakistan Vilayeti

  M. 05 Haziran 2011

 

 

Bu Beyannameyi İndirmek İçin Lütfen Tıklayınız!