بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰـــنِ الرَّحِيـــم

Pakistan Silahlı Kuvvetlerindeki İhlaslı Subaylara Sesleniyoruz!

Hain Yöneticilerin Silahlı Kuvvetler’imize Karşı Sürdürdüğü Haçlı Seferlerine Son Verin

 

11 Eylül olaylarından sonra eski Amerikan Başkanı George Bush İslam memleketlerine karşı uzun vadeli bir haçlı savaşı ilan etmişti. Zira Bush 16 Eylül 2001’de Camp David’te şöyle bir açıklama yapmıştı: ‘Bu haçlı savaşı... terörizme karşı daha da şiddetlenerek sürecek bir savaştır.’ İşte; bu savaş ilk haçlı seferlerinde olduğu gibi kafirler ve haçlıların çıkarlarını gerçekleştirmek ve Müslümanlara en büyük zararı getirmek için ilan edilip devam ettirilmektedir. Ancak bu, tarihteki ilk haçlı savaşının aksine bir seyir gösterdi. Öyledir; çünkü Müslümanların düşmanlarına karşı el ele çalışmaları gerekirken, bu yeni haçlı seferleri Müslümanların birbirlerine karşı giriştikleri bir savaşa dönüştü. Buna ilave olarak; Müslüman beldelerinde bulunan hain liderler olmasaydı bu haçlı savaşı bir kaç gün içinde başarısız olurdu.

 

Pakistan’daki hain yöneticiler, Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin gücünü zayıflatmak için Amerika ile elele vererek Müslümanlar ile kendi Silahlı Kuvvetleri (ordu) arasında ayrılık ve fitne sokmaya çalıştılar. Nitekim Amerika; Pakistan silahlı kuvvetlerinin içine sızıp yerleşmek için bu hain yöneticiler ile istihbarat ve orduyla alakalı bir takım anlaşma ve sözleşmeler imzaladılar. Böylece bu anlaşmalar sayesinde Amerika; başta Genelkurmay başkanlığı olmak üzere Silahlı Kuvvetlerin hassas konumları hakkında önemli istihbarat bilgilerini toplayabilecekti. Bu sayede Amerika çok kolay bir şekilde Taliban’a yalan isnatta bulunarak Pakistan Silahlı Kuvvetlerine karşı bir takım operasyonlar düzenlemiştir. Oysa bunun arkasında Amerika özel timleri bulunuyordu. ‘Raymond Davis’ olayı uzak bir misal değildir. Nitekim; bu özel timlerin Pakistan’da çalışmasına izin verenler bu hain yöneticilerdir. Ayrıca bu hain yöneticiler Amerika’nın Afganistan’daki güçlerine lojistik destek yolunu da açtılar. Halbuki Amerika; Hindistan istihbaratının Afganistan’da çalışmasını sağlamakla Belucistan, kabile bölgeleri ve başka yerlerde fitne ortamının oluşmasına neden oldu. Yine bu hain yöneticiler Amerikan hava kuvvetlerine Pakistan içinde bir takım kolaylıklar sağlamışlar ve bu yolla Amerikan uçakları da kabile bölgelerindeki Müslümanları bombardıman altına almışlardır. Yine bu hain yöneticiler Amerikalı generallerin denetimi altında kabile bölgelerinde yıkıcı askeri operasyonlar düzenlediler. Bu nedenle milyonlarca kişi mülteci konumuna düştü. Pakistan silahlı kuvvetleri istihbaratı (ISI) samimi Müslümanların düşmana karşı güç toplamasını engelledi. Yine bu hain yöneticiler, Pakistan istihbaratını her yerde mücahitleri takip edip kafirlere kurban olarak takdim etmesi için zorladılar.

 

Bu hain yöneticilerin Amerika ile yaptıkları işbirliğinin neticesini Amerikan Politika Müsteşarı George Friedmann ‘Gelecek Yüzyıl’ isimli kitabında şöyle açıkladı: ‘ABD İslami depreme karşılık vermiştir; şöyle ki; …. ABD İslam devletinin kurulmasıyla, güçlü ve geniş bir gücün  meydana gelmesini engellemek istiyor .... Müslümanlar birbiriyle savaştıkları sürece ABD kendi savaşını kazanmış olacaktır.’ Ve böylece Pakistan’ın hain yöneticileri ve Amerika, İslam aleminin en güçlü silahlı kuvvetlerinden birini fitne savaşına sürüklemişlerdir. Binlerce sivil ve asker Müslüman bu savaşın kurbanı oldular, tertemiz kanları döküldü. Hind istihbaratı ve müttefikleri olan İngiliz istihbaratının kalplerine korku veren, keskinliğiyle ünlü Pakistan istihbaratı haçlıların ellerinde kukla haline getirildi.!

 

Silahlı Kuvvetler, kendilerine karşı yapılan ihanetin büyüklüğüne rağmen, İslam’a ve Ümmete karşı savaş yürüten Amerika’yı şu anda dahi birkaç gün içinde büyük bir yenilgiye uğratabilir. Hatta; birkaç gün içinde Amerika’nın gerçek gücü Müslüman Silahlı Kuvvetlerin vasıtasıyla yok olabilir. Zira korkak kâfirlerin hayata tutunduklarından daha çok Müslüman askerler şahadeti arzuluyorlar. Eğer bu hain yöneticiler Amerikan operasyonlarına sağladıkları askeri desteği çeker, ona ait askeri üsleri kapatır ve  Afganistan’daki  ABD askerlerine Pakistan’dan geçen lojistik destek hattını keserlerse, yenilgi bu şekilde de mümkün olur. Müslümanların devleti olan hilafeti ikame etmek için Hizb-ut Tahrir’e nusreti verirlerse; Pakistan Silahlı Kuvvetleri haçlılara ve Hindu devletine şiddetli bir saldırı düzenlemek üzere birkaç gün içinde İslamabad, Kabil, Dakka ve Taşkent’i bir araya getirebilir ve kabile bölgeleri, Belucistan ve bunun dışındaki diğer Müslümanları da etrafına toplayabilir.

 

İşte; Müslümanların, düşmanlarına karşı İslami hilafet gölgesinde toplanması gerekiyorken, bu mübarek toprakları, başı dik Müslüman halkı ve silahlı kuvvetlerini daha çok zillete ve ümitsizliğe uğratmak üzere hilafet devletinin kurulmasına ve Hizb-ut Tahrir’e karşı, hainlerin elleri kafirlerin kanlı elleriyle tutuştu. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

 أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُوا نِعْمَةَ اللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ*جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ الْقَرَار Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurdundan sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargahtır! İbrahim 28-29.

 

Ve böylece bu büyük ihanetten sonra, Amerikalıların onayıyla kendisinden önceki hain Pervez Müşerref’in Genelkurmay Başkanlığının süresini nasıl uzatmışlarsa General Eşfak Pervez Keyani’nin Genelkurmay Başkanlığının süresinin de aynı şekilde uzatılması hiç de şaşırtıcı değildir. Amerika’nın haçlı seferlerini devam ettirmeye ihtiyacı vardır. Amerika, Keyani’nin kafirlere bağlılığını bir kez daha ispatlaması için  yeterli zamanının mevcut olduğunu biliyor. Müşerref döneminde Keyani Askeri Operasyonlar Genel Müdürlüğü ve Pakistan İstihbarat Genel Müdürlüğü gibi ana ve hassas mevkilerde bulunuyordu. Amerika’nın Afganistan’ı işgal etmesinde, Lâl Mescid’i ve Hafsa üniversitesi katliamlarının gerçekleştirilmesinde, insansız uçaklar ile saldırılar ve kabile bölgelerinde askeri operasyonların düzenlenmesinde kilit adamı idi. Müşerref’e karşı Silahlı Kuvvetlerin kızgınlığı artınca, haçlı savaşını devam ettirebilmek için Keyani bizzat Benazir Butto ve partisiyle Amerika hesabına aracılık yaparak bir anlaşma sağladı. Müşerref’e karşı kızgınlık yatışmayınca Keyani’ye, ABD Dışişleri Bakanlığı vekili John Negroponte tarafından Genel Kurmay Başkanlığı mevkisi verildi. Bu olay ise Müşerref’in ordu komutanlığından azlini görüşüldüğü Negroponte-Müşerref görüşmesi öncesi gerçekleşti.

 

Buna rağmen, Keyani şu ana kadar pişmanlık duymadan, dostu Müşerref’e olanlardan hiçbir ibret almadan ve aldırış etmeden Amerika’nın planlarını garantilemeye çalışmaktadır. Zira Amerika kendisinden artık fayda gelmeyeceğini kesin anlayınca Müşerref’i lağım faresi gibi yolun kenarına atıverdi. İşte bundan sonra da Keyani Amerikan planlarını uygalayıp devamını sağladı, Silahlı Kuvvetler’in Amerika’ya olan düşmanlığı, duydukları kızgınlığı ve ona karşı gelme isteği bu düşmandan korkma seklinde değişti.  Abbott-Abad’da (Bin Ladin’e) düzenlenen operasyonun akabinde Keyani Amerikalıları adeta ölesiye savunmaya başladı. Kendisinden önceki Müşerref’in yaptığı gibi Keyani Amerikan çıkarlarını korumaya çalışırken Silahlı Kuvvetler’i aldatmaya gayret ediyor ve kendi planlarını gizli tutuyor. Hakikat şu ki Keyani dünyevi ve şahsi bir takım ucuz çıkarlar elde etmek için düşmanla ittifak kuruyor. Oysa Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

 يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُمْ مِنْ الْحَقِّ Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız onlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Mümtehine 1

 

Ey Pakistan Müslümanları!

Hain yöneticileriniz ne zamana kadar Batı’yı destekleyip onunla ittifak kurmaya devam edecekler?! Kendinizi ve Silahlı Kuvvetler’inizi bu haçlı seferlerinden kurtarmanın zamanı gelmedi mi?! Zira; İslam ile hükmedecek, sizin değerinizi ve Silahlı Kuvvetlerin değerini koruyacak olan yalnız halifedir ve ancak o bunu başarabilir. Tağut yöneticileri izale etmek ve sonra hilafeti ikame etmek için Tunus, Mısır, Libya, Suriye ve Yemen’deki Müslüman kardeşlerinizin harekete geçtiği gibi siz de harekete geçin. Böylece bu İslam depremi hainlerin tahtlarını yıkıp onları da yerin altına gömecektir. Öyleyse cesur ve uyanık olan Hizb-ut Tahrir’le beraber olun ve Hilafet’i ikame etmek için de Silahlı Kuvvetler içinde bulunan samimi subayları Hizb-ut Tahrir’e nusret vermeye çağırın.

 

Ey Pakistan silahlı kuvvetlerinin içinde bulunan samimi subaylar!

Bu haçlı seferlerinde hainlerle beraber olmaktan, kendinize ve korumasına yemin ettiğiniz kimselere karşı gelmekten sakının! Kendi liderliğinizde bulunan hainlerden ve bir takım dünyevi kazançlar elde etme karşılığında ahireti kaybetmekten sakının! Bilakis siz bütün ümmetin duasını kazanın. Nübüvvet minhacı üzere Hilafet’i ikame etmek için çalışan Hizb-ut Tahrir’e nusret vermek suretiyle, ümmetin kazanması ve sizin de kazanmanız için çalışın. Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’dan yardım isteyin, ümitsizliğe düşmeyin. Zira zafer Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın izniyle sizindir. Düşmanınızı yok edin ve mazlumları kurtarın. Zira Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

 وَلاَ تَهِنُوا وَلاَ تَحْزَنُوا وَأَنْتُمْ الأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz. Ali imran 139

                                                                                                    

 

حزب التحرير

   

Hizb-ut Tahrir

 

H. 12  Şevval 1432

Pakistan Vilayeti

  M. 10 Eylül 2011

 

 

Bu Beyannameyi İndirmek İçin Lütfen Tıklayınız!