- Basın Açıklaması -

Hizb-ut Tahrir'in Siyasî Mücadelesi Hükümeti Çıldırttı

Lahor Yürüyüşünde Tutuklananları Serbest Bırakmayı Reddetti ve Hizb-ut Tahrir'in Üyesi Prof. "Kamer'in" Evini Bastı

 

No: PK–BA–2011–RSY–TR–0011

 

H. 18 Cumâde'l Ulâ 1432
M. 21 Nisan 2011

 

Hükümet, Hizb-ut Tahrir'e karşı düzenlediği azgın kampanyasında çıldırdı. Zira hain yöneticiler, Lahor'daki 17 Nisan yürüyüşünde tutuklanan ve devlet memuru olan Hizb-ut Tahrir üyelerini, kefalet karşılığında serbest bırakılmalarını reddetmekle kalmayıp şiddetli işkenceye maruz bıraktı. Ayrıca baskıcı kuvvetler, hizbin tutuklu üyesi Prof. Kamer'in evini bastılar, eşini sıkıştırdılar ve küçük çocuklarıyla birlikte kaçırmakla tehdit ettiler. Olay yerinde bulunan medya organları, polisin zorlaması sonucunda bölgeden ayrıldılar.

 

Ülkenin başka bölgelerinden biri olan Paşaver'de, yürüyüşte tutuklanan hizbin üyeleri İslamî Cemaati'nin bir sorumlusunun evinin önüne patlayıcı madde yerleştirmekle itham edildi. Bu ithamı kınayan ve bunu, İslamî partilerin arasına fitne sokma girişimi olarak niteleyen İslamî Cemaatin Sözcüsü tarafından bu saçma itham reddedildi.

 

Bu ucuz taktik, hizb için bir sürpriz olmamıştır. Zira Arap ve Orta Asya ülkelerindeki hain yöneticiler, aynı yöntemleri denemişler ve bu oyunların boyunlarına bir vebal olarak dolanmasından başka bir şey elde edememişlerdir. Allah'ın izniyle bu defa da sonuç, öncekilerin sonucu gibi Pakistan'ın hain yöneticilerinin aleyhine olacaktır.

 

Hizb-ut Tahrir, siyasî mücadelesine bağlı kalacak ve bu tür zulümler, ancak onun azmini ve ısrarını arttıracaktır. Bu hain yöneticiler, dünyalarına karşılık ahiretlerini satmalarına rağmen gelmekte olan Hilafetin, kendilerini şeri mahkemede yargılayacağını bilmelidirler. Zira dokunulmazlıkları kalkacak, protokolleri onlara fayda etmeyecek ve ümmet ile davet taşıyıcıları, yaptıkları zulümlerinden dolayı onları çetin bir hesapla sorgulayacaklardır.

 

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ * مُهْطِعِينَ مُقْنِعِي رُءُوسِهِمْ لاَ يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَأَفْئِدَتُهُمْ هَوَاءٌ*...* وَقَدْ مَكَرُوا مَكْرَهُمْ وَعِنْدَ اللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِنْ كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ الْجِبَالُ  “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak Allah, onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. (O gün) zihinleri bomboş olarak, kendilerine bile dönüp bakamaz durumda ve gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar… Hakikatte, onlar (peygamberlere karşı) bir takım tuzaklar kurmuşlardı. Halbuki onların tuzaklarından dağlar yerinden oynayıp gitmiş olsa bile Allah katında onlara ait (nice nice) cezalar vardır.” [İbrâhîm 42–43-46]

 

Bu Basın Açıklamasını İndirmek İçin Lütfen Tıklayınız!