Ana Sayfa

Ayın Konusu

İnceleme

Soru-Cevap

Kitap Tanıtım

Hakkımızda

Ana Sayfa
Kitap
Beyan
Yeni Sayı
Arşiv
Haber
Sizden Gelen
Link
Email
İslam Devleti
İslam'a Davet
Hizb-ut Tahrir
Hilafet Nasıl Yıkıldı
İslam Şahsiyeti
İslam'da İctimai Nizam
İslam'da Yönetim Nizamı
İslam'da Ekonomik Sistem
Diğer kitaplar için tıklayınız

Hizb-ut Tahrir Pakistan Sözcüsü Sayın Navid Butt’un Açıklaması: Pakistan Yönetimi Kendi Halkının Kanından Daha Çok, Batılı Kafirlerin Kanlarına Kıymet Veriyor!

 11 Eylül’den bu yana Pakistan yönetimi, sürekli Afganistan operasyonu karşısında gösterdiği tavır sayesinde edindiği, devletlerarası destekten dolayı övünüyor. Fakat bu desteği, kendi vatandaşlarının haklarının savunmasında kullanmayı aklına bir türlü getiremiyor. Hükümet Pakistan halkını tercih edeceğine, bıkmaz usanmaz bir gayretle Batılıların haklarının koruyuculuğunu yapmak için çalışıyor.

Hükümetin devletlerarası arenada, yargılanmadan, illegal bir şekilde hapishanelere doldurulan, kötü şartlar içerisinde bulunan binlerce masumun Pakistanlı için yaptıkları ise, zerre miktarıncadır. Benzer şekilde hükümet, yurtdışında bulunan Pakistanlı insanlara karşı yapılan iğrenç saldırılara katılanlar karşısında, Batılı hükümetlerin takındığı tavır için baskı oluşturma gayretlerinde de başarısız oldu. Hükümet aynı şekilde ülke içinde de katılaştı. O azınlıkların özellikle hristiyan toplulukların güvenliğini sağlamaktan aciz düştü. Afganlı kardeşleriyle dayanışma kurmak isteyen vatandaşlarına karşı kalpsiz bir davranış sergiledi.

Mesela; hükümet Afganistan sınırından girmeye çalışan mazlumları, cihada geri dönmesinler diye tutuklayarak hapsetti. Üstelik askerlerimizin hayatını tehlikeye atan ve sık sık tekrarlanan ABD’nin sınır ötesi bombalamalarının protesto edilmesine tahammül edemedi. Bu Pakistanlı hükümet görevlilerine verilecek en güzel cevap; ABD’nin hedef şaşıran bombalarının Pakistan toprakları üzerine düşmesidir.

Hükümetin Kabil’de esir düşen sekiz Batılı’nın özgürlüğünü kazanması için üstlendiği rol, bir diğer dikkat çekici çelişkidir. Hükümetin Taliban yönetiminin meşruiyetini hala onaylıyor olmasının ve İslamabad’daki Taliban elçiliğini kapatmamış olmasının tek nedeni; Amerikalıların esir düşen askerlerinin kurtarılabilmesi için girişimlerde bulunma imkanının sağlanmasıdır. Eğer rehineler güvenli bir gözetim altında olsalardı, muhakkak ki ABD Pakistan’a elçiliği derhal kapatmasını emrederdi. Kuzey İttifakı tarafından esir alınan Pakistanlılara gelince; hükümet onlar için güvenli bir çıkış hazırlamaya çalıştığında, Amerika’nın küstah tavırlarıyla karşılaşıyor, hor ve hakir görülüyor. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, bu kimselerinin akıbetini ya teslim olmak ya da ölmek olarak tarif etti. Pakistan yönetimi kafir Amerika’yla olan tüm bağlantılarını koparıp kendi tebaasının haklarını koruyacağına, onun Afganistan Müslümanlarına karşı başlattığı alçak savaşında, onunla yaptığı işbirliğinin boyutlarını genişletmeye çalışıyor.

İslam’da vatandaşlık, korumadır. İslam Devleti’nin tebaasından olan herkesin can, mal, din, nesep ve haysiyeti koruma altındadır. Bu kimse hangi ırktan olursa olsun, ister Müslüman, isterse zımmi olsun aynıdır. İslam Devleti’nin Müslüman ve gayri müslim tebaa arasında fark gözetmesi veya tebaadan birini diğer devletlere, sorgulamaları, yargılamaları veya herhangi başka bir sebep için teslim etmesi caiz değildir. Resulullah (s.a.v.) şöyle dedi: Bir zımmiye (İslam Devleti’nin Müslüman olmayan vatandaşı) zarar veren, bana zarar vermiş gibidir.

Buna rağmen ABD insan hakları ve adalet şampiyonu olduğunu iddia edebiliyor. Fakat pratikte o kendi Müslüman vatandaşlarının haklarını gasbettiği gibi, onlara adaletsizce muamele ediyor. Bugün Müslümanlar dünyada korku içinde yaşıyorlar. Onların ya çok az hakkı var ya da hiç yok! İslam Dünyasında bulunan yönetimler açıkça Batılı kafirlerin menfaatlerinin bekçisidirler. Kendi vatandaşlarından çok, Batılıların kanlarına değer veriyorlar. Bu şaşırtıcı değildir. Çünkü hem müslümanların hem de Müslüman olmayanların haklarının koruyucusu olan tek devlet Raşidi Hilafet Devleti’dir.

Resulullah (sav.) şöyle dedi: “Bilin ki; İmam kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.”

 

Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilayeti

30 Kasım 2001

Yukarı