Ana Sayfa

Ayın Konusu

İnceleme

Soru-Cevap

Kitap Tanıtım

Hakkımızda

Ana Sayfa
Kitap
Beyan
Yeni Sayı
Arşiv
Haber
Sizden Gelen
Link
Email
İslam Devleti
İslam'a Davet
Hizb-ut Tahrir
Hilafet Nasıl Yıkıldı
İslam Şahsiyeti
İslam'da İctimai Nizam
İslam'da Yönetim Nizamı
İslam'da Ekonomik Sistem
Diğer kitaplar için tıklayınız

Hizb-ut Tahrir Britanya’dan Londra’daki Konferanslarında Bir Araya Gelen Iraklı Muhalif Gruplara Açık Mektup

 Aşikârdır ki, Irak’ın asil topraklarını istila ve saldırı için savaş davullarının çalındığı bir dönemde bir araya geliyorsunuz. Yine bu saldırının bir neticesi olarak on binlerce Müslümanın katledileceği de gayet sarihtir. Ayrıca iktidar için ümitsizce koşturuyor olmanız da endişe vericidir. Tüm bunlar, sizin Amerika ve Britanya’nın teşebbüslerini gerçekleştirmenizle son bulacaktır. Eğer siz bunu yaparsanız, yüksek kıymetleri ve yüce ilkeleri feda edenlerden olacaksınız. Britanya’da bulunan Hizb-ut Tahrir mensupları olarak, dikkatlerinizi şu noktalara yöneltmenizi istiyoruz:

1. Muhakkak ki, sizin tayininiz arkasında liderliğini Amerika ve İngiltere’nin yaptığı sömürgeci kâfir devletler bulunmaktadır. Ümmetin diğer parçalarında olduğu gibi, sizin tayininizde de Irak halkına danışılmadığı gibi onların herhangi bir tercihleri de söz konusu değildir. Üstelik kapitalist devletler sizi, İslam topraklarının diğer parçalarındaki müfsid yöneticilerinde olduğu gibi halk üzerine baskı ve zorbalıkla gönderdi. Hiçbirinizin otoritesi Ümmete dayanmamaktadır. Bundan dolayı sizler şimdi bir karar vermek zorundasınız: Ya Ümmetin siyasi maslahatlarını gerçekleştireceksiniz, ya da sömürgeci kâfir devletlerin siyasi maslahatlarına hizmet ederek hıyanet yolunu takip edeceksiniz.

2. Sizi finanse eden, gelişmenize yardım eden ve kaynaklarla sizi besleyenler, liderliğini Amerika ve Britanya’nın yaptığı sömürgeci kâfir devletlerdir. Onlar sizin gerçek siyasi efendileriniz olmak istiyor ve onların gerçek siyasi köleleri olmadıkça hiçbir şeye karar verememenizi arzu ediyorlar. Bu nedenle onlara sadakat gösterip mes’uliyet yüklenerek ihanet yolu üzerinde yürümeyin! Bilakis bu değerli Ümmetin evlatlarının güvenilir ve kuvvetli koruyucusu olmanız gerekir.

3. İslam toprakları hakkında yapılan birçok devletlerarası konferanslarda olduğu gibi, bu konferanslarda da detaylar sömürgeci devletler tarafından planlanmaktadır. Sizin hazır bulunmanıza, konferansın gündemine, önemli kararlara ve kapanış açıklamalarına başka yerde değil, özellikle Washington ve 10 uncu Downing caddesindeki bulunan İngliz Hükümet’ten karar verilir. Başkan Bush’un özel temsilcisi Zelmay Halilzad ile sizlerden bazılarının hazır bulunduğu 3 Aralıktaki bir toplantıdan sonra, CNN tarafından ismi verilmeyen bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisinden yapılan şu alıntı sebepsiz değildi: “Muhalif liderler, çok uluslu bir Irak görüşümüze kanaat getirdiler .”

4. Liderliğini Amerika ve İngiltere’nin yaptığı sömürgeci kâfir devletler sizi, zorbalıkla ve kibirle takipçisi olarak yapmanızı istedikleri birçok sebepten ötürü getirdiler.

Birincisi siz, bu Ümmetin diğer bozuk yöneticileri gibi, İslam Hilafeti'nin yeniden kurulması, bu Ümmetin vahdeti ve Cihad yoluyla Filistin'in kurtulması önünde bir ayak bağı işlevi göresiniz diye getirildiniz.

İkincisi siz, asil Irak topraklarını zayıf varlıklar halinde küçük parçalara bölmek için Irak'ın (Afganistan’daki gibi)"Loya Jirga"sı olasınız diye getirildiniz ki; gelecekte Batılı hegemonyaya karşı ciddi bir meydan okuma gerçekleşemesin.

Üçüncüsü siz, Irak'ın hayati kaynaklarının Batı tarafından sömürülmesini kolaylaştırmak için getirildiniz. Nitekim sizlerden bazılar, Amerikan petrol şirketlerine sağlam teminatlar vermiştir.

5. Amerika ve Britanya gibi mücrim müttefiklerinin, bölgeye müteallik stratejik planlarını kolaylaştırmak için sizi rahatlıkla kullandıklarının farkında değil misiniz? Amerika'nın Körfez'de kalıcı bir varlık kurmaya çalıştığını görmüyor musunuz? Hegemonyasını ilerletmek istediğini görmüyor musunuz? Irak'ın petrol kaynaklarına gözünü diktiğini görmüyor musunuz? Biz kesinlikle eminiz ki; siz bunların tamamını görmektesiniz. Fakat siz bu Ümmetin tarafındaki aziz yol üzerinde yürümezseniz, ekonomik kazanç ve menfaat uğruna suçsuz binlerce insanın soğuk kanlı katili olup insanların tarihinde en vahşi ve en canı milletlere bağlılık göstermiş olursunuz .

6. Birleşmiş Milletler'in 1990'larda uyguladığı ambargoların bir sonucu olarak ölen 500,000 Iraklı çocuğu ne de çabuk unuttunuz?! Bir diğer savaşın başlatılması halinde, on binlercesinin değil, yüz binlercesinin ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalacağının farkında değil misiniz? Saldırıların harap edici etkileri sonucu, enerji santralleri ve su arıtma tesislerinde meydana gelecek tahribatlar ve kaçınılmaz hastalık artışları umurunuzda değil mi? Biz kesinlikle eminiz ki; siz bunların tamamının farkındasınız. Irak halkının kurtuluşu için çalıştığınızı iddia etmenize rağmen, alakalarınızda sömürgecilerle flört ediyorsunuz ki, bu sözlerinizle çelişmektedir.

7. Sizin sömürgeci kâfirler tarafından organize edilmiş bu konferansta bulunmanız; milliyetçiliği asabiyetçiliği ve memleketin bölünmesini teşvik etmektedir. Amerika ve Britanya, sizin mezhepler, kabileler ve etnik farklılıklarınız hakkındaki konuşmalarınızı duymaktan büyük mutluluk duymaktadırlar. Sizin farklı gruplara bölünmeniz ve bu bayağı farklılıklar üzerindeki taraftarlığınız, Ümmet arasına yakın bölgeciliğin yerleşmesine, sömürgecilerin "böl ve yönet" siyasetine mutabık bir şekilde parçalanmasına ve bu parçalanmışlığın korunmasına yardım etti. Sizin Batı'dan kaynaklanan "siyasi çözüm" teklifiniz, bu kopukluğun takviye edilmesine ve bölünmüşlüğün daha da teşvik edilmesine yol açacaktır. Bu nedenle, Lütfen bu gerici ve bayağı mefhumları yaymaktan uzak durun!

Bunlardan daha fazla noktalara değinebiliriz. Zira yazılabilecek o kadar çok nokta var ki... Fakat şunu bilin ki, bu Ümmet otoritesinin Amerika ve Britanya tarafından kolaylıkla gasp edilmesine artık kabul etmeyecek ve tahammül göstermeyecektir. İzzet ve kuvvet, Amerika veya onun müttefiklerinin değil, bilakis Allah (cc)'nın elindedir. Amerika ve müttefiklerinin İslam'a ve Müslümanlara yönelik savaşı, sahip oldukları medeniyetlerinin ve sömürgeci dünya görüşlerinin ne kadar çürük olduğunu gösterdi. Afganistan'a karşı savaş gibi Irak'a karşı savaş da açıkça kanıtladı ki; Amerika ve müttefiklerinin gayesi adalet ve güvenlik getirmek değil, bilakis sadece İslam dünyasının servetlerini yağmalama ve sömürme çabalarından ibarettir.

Şüphesiz ki İslam kabileler ve ırklar arası farklılıkları savunmayı ve buna davet etmeyi haram kılar. Nitekim Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:

Milliyetçiliği bırakın. Zira o kokuşmuştur.

Irak’ı Fars İmparatorluğundan kurtaran İslam ordusunun kumandanı, Arabistan’dan bir Arap olan Saad bin Ebi Vakkas idi. Filistin’i Haçlılardan kurtaran İslam ordusunun kumandanı, bir Kürt olan Selahaddin Eyyubi idi. İslam Devleti’nde her gün ezan okuma şerefi kazanmış ilk kişi, bir Habeşi olan Bilâl bin Rebah’tı.Belli Mezheplere, kabilelere ve etnik gruplere mensup olma kousu müslümanların bölümesine sebep olmamalıdır.Çünkü ilk ve öncelikli olarak yalnız İslam’a ve onun aziz kıymetlerine ve hükümlerine sadakatimiz ve bağlılığımız olmalıdır. Farklı insanları tek bir nizam bünyesinde birleştirebilecek olan laiklik değil, bilakis 1400 yıl boyunca olduğu gibi yalnızca İslam’dır. Laiklik hem Batı’da hem de İslam topraklarında insanları bir arada tutmakta hezimete uğramıştır. Hem Müslümanlar hem de gayri müslimler güvenlik ve adaletten mahrum bir hayata mahkum edilmişlerdir.

Ayrıca siz sömürgecilerin siyasetleri değil, İslam’ın hükümleri doğrultusunda hareket etmekle emrolundunuz. Sakın bu dünya menfaatine karşılık dininizi satmayın! Allah (cc) bizi şöyle ihtar etmektedir:

Ey insanlar! Şüphesiz ki, Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın! [Fatr 5]

Amerika sizi saptırmaya azmetmiştir. Ancak onun kuvveti gözlerinizi kamaştırmasın. İdeolojisi ne kadar yalan ve çürük ise, esasen kuvveti de o kadar zayıftır. Onun sonu, önceden yeryüzünde haddi aşan ve fesat yayan Ad ve Semud’un sonu gibi olacaktır. Allah (cc) onlar hakkında Kitab’ında şöyle buyurmaktadır:

Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: “Bizden daha kuvvetli kim vardır?” dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. [Fussilet 15]

Sadece Irak’ta değil, aksine bütün bir Ümmet için İslam’ın vakti gelmiştir. Vakit, dünya liderliğini yüklenecek ve dünyayı kapitalist sistemin cürüm ve zulümlerinden koruyacak olan İslam Devleti, Raşidi Hilafet’in vaktidir. Bu, konferansınızda tartışacağınız ithal kapitalist gündemden değil, bilakis İslam’dan yükselen yegane sahih ve meşru çözümdür.

Bu içten tavsiyemizi dikkate almanız için dua ediyoruz.

Hizb-ut Tahrir

H. 09 Şevval 1423

Britanya

M. 13 Aralık 2002

 

Yukarı