Endonezya Resmî Sözcülüğü
Cakarta

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

Müslümanların Doğu Timor’dan Zorla Sınırdışı Edilmeleri Trajedisi

Medya organları 08.12.2004’te, 1999’daki kaos olaylarından sonra kendilerine mesken kabul ettikleri Mescid-in Nûr açık kampında kalmaya çalıştıkları gerekçesiyle 251 Müslümanın Doğu Timor’dan zorla sınırdışı edildiklerini haber verdi. Onların gâyesi yalnızca İslam’ı savunmak üzere Doğu Timor topraklarında İslam’ın emâresi olması için bu mescitte yaşamaktı. Zîra mescidlerin çoğu hayvan ahırına çevrilmiş, bazıları restoran yapılmış ve bazıları da yıkılmıştı.

Fakat Mescid-in Nûr açık kampında durum değişti. 16 Kasım’da polisler, terörizm gerekçesiyle içerisindeki 100 kişi ile birlikte etrafını kuşattılar, kapılarını kapattılar ve dışarı çıkılmasını yasakladılar. 23 Kasım günü sabah saat dokuzda polis geldi ve Mescidin çıkış kapısını kırdı. Kampta yaşayan Müslümanları tartakladı, onları dışarıya sürükledi ve kamyonlara bindirdi. Doğu Timor polisi Mescide girdi, içini aradı, altüst etti ve kirletti. Kamyonlara bindirdikleri Müslümanları bir gemiye taşıdılar ve sonra ülke dışına kovdular! Doğu Timor’daki Endonezya haber ajansının, sanki yabancıymışlar veya insan değillermiş gibi onları umursamaması, dikkate bile almaması, sınırdışı edilen bu Müslümanların üzüntüsünü bir kat daha artırdı!

Doğu Timor’da İslam’ı yok etmek üzere gelen bu musibet bize, geçmişte Müslümanlara karşı İspanya’nın kurduğu Engizisyon Mahkemeleri’ni hatırlattı. Doğu Timor’da İslam’a yönelik bu insanlık dışı yöntemlerin aynısı geçmişte de İspanya topraklarında İslam’ı yok etmek için kullanılmıştı.

Ey Müslümanlar! Doğu Timor’daki Müslümanların trajedisi, Endonezya’dan kopmuş olmasının bir sonucudur. Çünkü ondan kopunca oradaki Müslümanlar azınlık haline geldiler. Müslümanların beldelerindeki gayri-muslim azınlıklar bile böylesine kötü bir muamele ile karşılaşmamışlardır. Diğer taraftan Fransa’daki Müslümanlar hicâblarını, başörtülerini çıkarmaya zorlanmaktadır. Avustralya’dakiler potansiyel teröristler olarak görülmektedir. Tayland’dakiler zâlim sistemin eliyle baskıya ve köleleştirmeye maruz kalmaktadır. Moro’dakilerin durumu da diğerleri gibidir. İşte bu, diğer ülkelerdeki Müslüman azınlıkların durumudur!

Bu Ümmetin birleşmekten, sömürgeci kâfirlerin zayıflatmak ve parçalamak üzere plânladığı bölücü girişimlere karşı beldelerinin vahdetini savunmaktan başka çıkar yolu yoktur! Artık Ümmet, dünyanın bütün parçalarında başına gelen felâketlerin, ancak muhâfızı ve savunucusu olan Hilâfetin yokluğundan kaynakladığını kavramak zorundadır. Çünkü Hilâfet Ümmetin koruyucu kalkanıdır. Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurdu:

İmâm [Halîfe] kalkandır. Onun ardında savaşılır ve onunla korunulur.

ve şöyle buyurdu:

İmâm [Halîfe] çobandır ve o, raiyyesinden (yönettiklerinden) sorumludur.

 

Muhammed ‘İsmâ’il Yusanto  
 
 HİZB-UT TAHRİR
 Endonezya Resmi Sözcüsü
H. 27 Şevvâl 1425
M. 09 Aralık 2004

| ANASAYFA | BEYANLAR | KİTAPLAR | YENİ SAYI |