MADDE – 88

MADDE -88: “Vali, halifenin naibi olarak vilâyetinde yönetim ve dairelerin işlerini denetleme yetkisine sahiptir. Böylece vali, tefviz muavininin devletteki bütün yetkilerine vilâyetinde sahiptir. Buna göre valinin, vilâyetinin ahalisi üzerinde emirlik yapma, ordu, yargı ve maliye dışındaki bütün işlere bakma hak ve yetkisi vardır. Ancak polis, onun emri altına idare bakımından değil de uygulama bakımından verilir.”

MADDE -88: “Vali, halifenin naibi olarak vilâyetinde yönetim ve dairelerin işlerini denetleme yetkisine sahiptir. Böylece vali, tefviz muavininin devletteki bütün yetkilerine vilâyetinde sahiptir.

Buna göre valinin, vilâyetinin ahalisi üzerinde emirlik yapma, ordu, yargı ve maliye dışındaki bütün işlere bakma hak ve yetkisi vardır.

Ancak polis, onun emri altına idare bakımından değil de uygulama bakımından verilir.”

Bu maddenin delilinin izahı şöyledir: Vali, tayin edildiği yerde halifenin naibidir. Böylece o, orada halifenin sahip olduğu yetkilere sahip olur. Valiliği genel ise, işlere genel bakışta muavin gibidir. Yani o yerde ona işlere genel bakış hakkı ve yetkisi verilir. Eğer valiliği özel ise, sadece tayin olduğu işlere bakma yetkisi verilir. Onun dışındaki işlere bakma yetkisine sahip olamaz. Nitekim Rasul (u), valileri yönetimde mutlak valilikle (kayıtsız yetkiyle) tayin ediyordu. Bazılarını her şeyde genel valilikle atarken bazılarını da belirli bir yönde özel valilikle atıyordu. Nitekim Muaz’ı Yemen’e gönderdi ve ona nasıl hareket edeceğini de öğretti. Ona dedi ki: “Ne ile hükmedeceksin?” O dedi ki: “Allah’ın Kitabı ile.” Rasulullah; “Onda bulamazsan?” O dedi ki: “Rasulullah’ın Sünneti ile.” Rasulullah; “Onda da bulamazsan?” O dedi ki: “Reyimle ictihad ederim.” Rasulullah dedi ki:

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي وَفَّقَ رَسُولَ رَسُولِ اللَّهِ لِمَا يُرْضِي رَسُولَ اللَّهِ “Allah’ın Rasulü’nün Rasulünü, Allah ve Rasulü’nün (razı olduğu) sevdiği şeye muvafık kılan Allah’a ham ederim.”[1]

Rasul (u), Ali b. Ebu Talib’i de Yemen’e göndermişti. Onun ilmini ve yeterliliğini bildiğinden dolayı ona bir şey öğretmedi. Muaz’ı Yemen’e atadı ve ona namaz ve sadaka valiliği yetkisi verdi. Ferve b. Sehl’i Merâd, Mezhec ve Zebid’e vali olarak gönderdi. Onunla beraber Halid b. Sa‘id’i sadaka ile görevli olarak gönderdi.

İşte bütün bunlar, valinin tüm yönetim yetkilerine sahip olduğuna delâlet ederler. Bu, nasıl hareket edeceğini Muaz’a öğretmesinde ve Ali’ye öğretmemesinde açığa çıkmaktadır. Yine bütün bunlar, Rasul (u) bir kısım valileri namaz ve sadaka üzerine genel vali olarak tayin etmiş olduğuna, bir kısım valileri de sadece namaz ve sadece sadaka üzerine özel vali olarak atamış olduğuna delâlet eder.

Her ne kadar halifenin, bir valiyi genel vali olarak tayin etmesi, bir valiyi de özel vali olarak tayin etmesi caiz ise de, Muaviye’nin genel valiliğinden görülmüştür ki, Osman (t) zamanında o halifeden adeta kopmuştu. Osman (t) onun üzerine neredeyse hakim olamamıştı. Osman’ın vefatından sonra, onun Şam beldesinde her şeyde yönetim yetkilerine sahip oluşundan dolayı o bilinen fitne meydana gelmiştir. Abbasi halifelerinin zayıf olduğu dönemlerde vilâyetlerin adeta bağımsız bir konuma geldikleri gözlenmiştir. Hatta o vilâyetlerde isminin hutbelerde geçmesi ve paraların üstüne isminin basılmasından başka halifenin otoritesi adeta kalmamıştı.

Bundan dolayı genel valilik yetkisi vermek İslâm Devleti için zarara sebep olur. Onun için valinin yönetim yetkisi, onu halifeden bağımsız kılan bir konuma götürmeyen hususla tahsis edilir. Valiye bağımsız olma imkanı veren hususlar: Ordu, maliye ve yargıdır. Çünkü ordu, kuvvettir. Maliye, hayat damarıdır. Yargı ise, kendisi ile hakların korunduğu hadlerin uygulandığı husustur. Bunun için valilere valilik; yargı, ordu ve maliyenin dışındaki hususlarda özel valilik olarak verilir. Yargı, ordu ve maliyenin valinin eline verilmesi, bağımsızlık tehlikesine sebep olmasından ve devleti böylesi bir tehlikeye tekrar düşürmemek için yapılır. İşte buna binaen bu maddenin ikinci kısmı konulmuştur.

Maddenin son kısmına gelince;  vali, yöneticidir. Uygulama için mutlaka onun bir kuvvete sahip olması gerekir. Bunun için polis, onun emirliği altındadır. Onun emirliği vilâyette yukarıda zikri geçen üç şey dışında her şeyi kapsadığı gibi polisi de kapsar. Ancak polis teşkilatı, ordudan bir parça olması itibarı ile, yönetimi ordunun elinde olur. Fakat polis teşkilatının kendisi valinin tasarrufu altında olur.


[1] Daremi. K. Mukaddima, 168

Diğerleri