MADDE – 90

MADDE – 90: “Her vilâyette, vilâyet halkı tarafından seçilmiş bir meclis bulunur. Bu meclise vali başkanlık eder. Bu meclisin yönetim işlerinde değil idarî işlerde görüş verme yetkisi vardır. Ve görüşü valiyi bağlayıcı değildir.” Rasul (u)’in valilerinin bir vilâyet meclisi olduğu bilinmiyordu. Rasul (u)’in de bir vilâyet meclisi seçtiği bilinmemektedir. Aynı şekilde bu hususta raşid halifelerden

MADDE – 90: “Her vilâyette, vilâyet halkı tarafından seçilmiş bir meclis bulunur. Bu meclise vali başkanlık eder. Bu meclisin yönetim işlerinde değil idarî işlerde görüş verme yetkisi vardır. Ve görüşü valiyi bağlayıcı değildir.”

Rasul (u)’in valilerinin bir vilâyet meclisi olduğu bilinmiyordu. Rasul (u)’in de bir vilâyet meclisi seçtiği bilinmemektedir. Aynı şekilde bu hususta raşid halifelerden de bir şey bilinmiyor. Bundan dolayı vilâyet meclisi, yönetim organlarından ve şer’î hükümlerden olmaz. Çünkü yönetim organı ve yönetim işlerinden her bir işin bir şer’î delili olur. Bir delili olmayan şey yönetim organından olmaz. Fakat ona bakılır:

Eğer o, bir aslın ferî olan ferî bir iş ise, o iş o asıla tabi olur. Böylece o yapılması caiz olan vesileler ve üsluplardan olur. Yani “idare” diye isimlendirilenden olur. Eğer o iş, aslî bir iş ise ya da delili olan ferî bir iş ise, o ancak şer’î delile göre yerine getirilir.

Vilâyet meclisi ise, vilâyet işerinden bir ferî iştir. Zira vali, yönetim işini yürütür ve idare işini yürütür. Vilâyet halkı ise, vilâyetlerinin vakıasını ve orada vukuu bulan olayları validen daha iyi bilirler. Valinin kesinlikle malumata sahip olması gerekir ki, işlerinin yürütülmesinde onlardan istifade etsin. İşte bu malumat vilâyet ehlinde mevcuttur. Vilâyetin emirliğini üstlendiğinde vilâyet ehline başvurması vali için kaçınılmazdır. Bu, bir cihettendir. Bir başka cihet ise şöyledir: Valinin vilâyeti yönetimi mutlaka vilâyet ehlini öfkelendirmeyecek bir şekilde olmalıdır. Çünkü vilâyet ehli, valiye öfkelenirse halifenin o valiyi azletmesi gerekir. Zira Rasul (u), Bahreyn’e tayin ettiği el-Ala’ b. Hudreme’yi görevinden azletti. Çünkü Abd kays heyeti ondan şikayet etmişti. Bundan dolayı valinin, onlar razılar mı yoksa kızgınlar mı diye yönetimi hakkında vilâyet ehlinin görüşünü bilmesi mutlaka gereklidir. İşte bundan dolayı da vilâyetin emirliğini üstlendiğinde vilâyet ehline başvurması kaçınılmazdır. Bu iki husustan dolayı yani valinin muhtaç olduğu malumatı alması ve valinin vilâyet ehlinin yönetimi hakkındaki görüşünü bilmesi için mutlaka vilâyetinin ehline başvurması gerekir. Bu başvurunun kolay olması için de vali, vilâyetinin ehli tarafından seçilmiş bir vilâyet meclisi oluşturur ki şu iki hususta ona başvursun:

1-    Malumat almak,

2- Valinin yönetimi hakkında vilâyet ehlinin görüşünü bilmek.

Bunun için bu meclis; şura, görüş almaktır ve yönetimle ilgili seyr için değildir. O ancak, idarî işlere bakmak içindir ve görüşü bağlayıcı değildir. Bu meclis, ancak valiye yardım için oluşur.

Bu meclisi ilk defa oluşturan Ömer b. Abdulaziz’dir. Zira o, halife olmadan önce Medine’de vali idi. Zira o, emaret meclisini oluşturunca görüş ehli ve kabilelerinin efendilerinden iki adam çağırdı. Ve onlara şöyle dedi: “Muhakkak ki bu bir kötülük ve fitne meclisidir. Burada beni gözetlemenizden başka sizin için başka bir iş yoktur. Benden hakka uygun düşmeyen bir şey gördüğünüzde beni korkutun ve bana Allah Azze ve Celle’yi hatırlatın.”

Asıl olan vilâyet ehline başvurmaktır ve valinin onlar tarafından gözetlenmesidir. Bu başvuruya ulaşmak için valinin yanında bir vilâyet meclisi oluşturulur.

Diğerleri