MADDE – 94

MADDE – 94: “Valilerin işlerini kontrol etmek, onları çok sıkı gözetlemek, kendilerine vekâleten onların hallerini açığa çıkarmak ve onları teftiş etmek için müfettişler tayin etmek, zaman zaman onlarla veya onlardan bir kısmı ile toplantı yapmak, tebaasının onlardan şikayetlerini dinlemek halifenin vazifesidir.” Sabit olmuştur ki; Nebî (u), Muaz b. Ebu Musa’ya yaptığı gibi valileri tayin ederken

MADDE – 94: “Valilerin işlerini kontrol etmek, onları çok sıkı gözetlemek, kendilerine vekâleten onların hallerini açığa çıkarmak ve onları teftiş etmek için müfettişler tayin etmek, zaman zaman onlarla veya onlardan bir kısmı ile toplantı yapmak, tebaasının onlardan şikayetlerini dinlemek halifenin vazifesidir.”

Sabit olmuştur ki; Nebî (u), Muaz b. Ebu Musa’ya yaptığı gibi valileri tayin ederken onları deniyordu. Amru b. Hazım’a yaptığı gibi nasıl hareket edeceklerini açıklıyordu. Bayreyn’e vali olarak tayin ederken Ebban b. Sa‘id’e yaptığı gibi bazı önemli hususları onlara tembih ediyordu. Zira Rasul (u) Ebban b. Sa‘id’e şöyle dedi:

“Abdu Kays’a iyi davran ve onların ileri gelenlerine ikramda bulun.”

Şu da sabit olmuştur ki; Rasul (u), valileri muhasebe ediyordu, onların durumlarını açığa çıkartıyordu. Ve onların haberlerinden kendisine nakl olunanı dinliyordu. O (u), valilerin gelir ve giderlerini muhasebe ediyordu. Ebu Sa‘id’den şöyle dediği rivayet olunur: “Nabî (u), Benu Esed’den kendisine İbn el-Uteybe denilen bir adamı zekat toplamak üzere amil olarak tayin etti. O geri geldiğinde şöyle dedi: “Bu sizin için, bu da bana hediye edilendir.” Bunun üzerine Nebî (u), Minbere çıktı Allah’a hamdu sena ettikten sonra şöyle dedi:

مَا بَالُ الْعَامِلِ نَبْعَثُهُ فَيَأْتِي يَقُولُ هَذَا لَكَ وَهَذَا لِي فَهَلا جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ فَيَنْظُرُ أَيُهْدَى لَهُ أَمْ لا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لا يَأْتِي بِشَيْءٍ إِلا جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى رَقَبَتِهِ إِنْ كَانَ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ أَوْ شَاةً تَيْعَرُ ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْنَا عُفْرَتَيْ إِبْطَيْهِ أَلا هَلْ بَلَّغْتُ ثَلاثًا “(Zekat toplaması için) gönderdiğimiz amile ne oluyor ki, gelip ‘bu senin bu da benimdir’ diyor?! Annesinin, babasının evinde otursaydı ve bekleseydi kendisine bir şey hediye edilir miydi?! Nefsim elinde olana (Allah’a) yemin ederim ki, hediye diye getirdiği şey ancak Kıyamet Günü boynuna takılacaktır. O bir deve ise böğürtüsü ile, inek ise inek sesiyle, koyun ise koyun sesi ile (haşr olunacak).” Daha sonra koltuk altları tarafımızdan görülesiye kadar ellerini kaldırdı ve; “Dikkat edin tebliğ ettim mi” diye üç defa söyledi.”[1]

Ömer (t) valileri gözetlemede çok sıkı idi. Nitekim Muhammed b. Meseleme’yi valilerin hallerini açıklamak ve onları teftiş etmek için müfettiş olarak tayin etmişti. Yaptıkları işlere bakmak, onlar hakkında tebaanın şikayetlerini incelemek, vilâyetlerin işlerini onlarla görüşmek ve onların durumlarını öğrenmek için valileri Hacc mevsiminde topluyordu. Ömer (t)’tan rivayet olunur ki, bir gün etrafında bulunanlara şöyle dedi: “Ne dersiniz. Ben bildiğim en hayırlı kişiyi üzerinize vali kılıp ona adaletli davranmasını emr ettiğimde üzerimde olan vazifeyi yerine getirmiş olur muyum?” Onlar, “Evet” dediler. Ömer (t), “Hayır, ona emrettiğimi yaptı mı yoksa yapmadı mı, diye onun ameline bakmadıkça vazifemi yerine getirmiş olmam.” dedi.

Ömer (t) valilerini ve amillerini muhasebede öyle şiddetli idi ki, onun onları muhasebesindeki şiddeti öyle bir safhaya gelmişti ki, bazen onlardan birisinin hakkında kesin bir delil olmaksızın bir şüphe üzerine dahi azlediyordu. Hatta şüphe haddine bile ulaşmayan bir kuşkudan dolayı dahi azledebiliyordu. Kendisine bu hususta sorulduğunda şöyle demişti: “Eğer bir kavmi ıslah için bir emiri diğeri ile değiştirmem gerekiyorsa, bu bana kolaydır.”

O, valilerine karşı bu derece sert olmasına rağmen, onların ellerini serbest bırakıyor, yönetimde onların heybetini muhafaza ediyordu, onları dinliyordu, delillerini inceliyordu. Eğer delil onu ikna ederse bunu açıkca söyler ve valisini bundan dolayı övmekten de geri durmazdı. Birgün Ömer’e Hamus Valisi Umeyr b. Sa‘id’in minberde şöyle dediği haberi ulaştı: “Sultan (otorite sahibi) şiddetli oldukça İslâm da çok güçlü olarak kalacaktır. Sultanın şiddeti kılıçla öldürmek, kırbaçla vurmakla değildir. Fakat o, hakkı yerine getirmek ve adaletle cezalandırmaktır.” Ömer, onun hakkında şöyle dedi: “Benim için müslümanların işlerini yürütmekte kendisiyle yardımlaşacağım Umeyr b. Sa‘id gibi bir adamın olmasını ne kadar isterdim.”


[1] Buhari, K. Ahkam, 6639

Diğerleri