MADDE-106: “Şuraya dahil olup meşveret nevinden olan meselelerde doğru ya da hata oluşuna bakmaksızın çoğunluğun görüşü alınır. Şuraya dahil olan diğer hususlarda çoğunluğa ve azınlığa bakmaksızın doğru olan alınır.” Bu maddenin delili, Rasul (u)’in fiilidir. Zira Rasul (u), Uhud Savaşında çoğunluğun görüşüne uydu. Bedir Savaşında ise Habbâb b. Münzir’in görüşüne uyup kendisinin uygun gördüğü görüşünü
MADDE-106: “Şuraya dahil olup meşveret nevinden olan meselelerde doğru ya da hata oluşuna bakmaksızın çoğunluğun görüşü alınır. Şuraya dahil olan diğer hususlarda çoğunluğa ve azınlığa bakmaksızın doğru olan alınır.”
Bu maddenin delili, Rasul (u)’in fiilidir. Zira Rasul (u), Uhud Savaşında çoğunluğun görüşüne uydu. Bedir Savaşında ise Habbâb b. Münzir’in görüşüne uyup kendisinin uygun gördüğü görüşünü terk etti ve çoğunluğun görüşünü almak için başvurmadı. Hudeybiye Gazvesinde yalnız başına kendi görüşüne bağlandı. Ebu Bekir’in, Ömer’in ve tüm müslümanların görüşünü duvara çarptı. Öfkeli olmalarına rağmen onları kendi görüşüne uymaya zorunlu kıldı.
İşte bu üç amel, Rasul (u)’in Ebu Bekir ve Ömer’e söylediği şu (لَوِ
اجْتَمَعْتُمَا فِي مَشُورَةٍ مَا خَالَفْتُكُمَا) “Siz ikiniz bir meşverette ittifak
ederseniz size muhalif olmam”[1] sözü
ile, Allahu Teâlâ’nın şu, (وَشَاوِرْهُمْ فِي الأمْرِ) “İş hususunda
onlara danış”[2] (وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ) “Onların işleri aralarında Şura (danışma) iledir”[3] sözlerin yanına gelince, o üç amel bu iki
ayetin ve hadisin manasını şöyle tefsir ederler: Hudeybiye
hadisesi gibi olan hususlar, hakkında şer’î hükmün
açığa çıkmış olduğu hususlardır. Bu hususlarda bağlanılacak şer’î hükmü
belirlemek halifenin yetkisindendir. Bu hususta Şura bağlayıcı değildir. Bedir hadisesi gibi olan husus ise, derin bakış ve düşünceyi gerekli kılan
hususlardandır ya da teknik bir iş hakkında görüş vermektir. Bu hususta
çoğunluğun görüşü ya da bir kişinin görüşü olmasına bakmaksızın doğru olan
araştırılır ve alınır. Uhud hadisesi gibi olan husus ise, ameller hakkında görüş belirlemektir. Bu hususta
çoğunluğun görüşü alınır. Bu husus (مشورة) “meşveret” kelimesinin kapsamına ve Rasul (u)’in Ebu Bekir ve Ömer’e söylediği şu sözün manasına dahil olur:لَوِ اجْتَمَعْتُمَا فِي مَشُورَةٍ مَا خَالَفْتُكُمَا“Siz
ikiniz bir meşverette ittifak ederseniz size muhalif olmam.”[4]
[1] Ahmed b. Hanbel, Müs. Şamiyyin, 17309
[2] Al-i İmran: 159
[3] Şura: 38
[4] Ahmed b. Hanbel, Müs. Şamiyyin, 17309