MADDE-102: “Ümmet Meclisi üyeleri seçimle seçilirler. Tayinle tayin olunmazlar.” Bu, şundan dolayıdır: Ümmet Meclisi üyeleri, görüş ortaya koyma hususunda insanların vekilleridir. Vekil ise, ancak mütevekkili/vekil kılanı tarafından seçilir. Vekil mütevekkil üzerine kesinlikle zorla empoze edilmez. (Seçmediği birisini “bu senin vekilindir” diye kabule zorlanmaz.) Ümmet Meclisi üyeleri, fert ve cemaatlar olarak görüşte insanların temsilcileridir. Geniş bölgelerde
MADDE-102: “Ümmet Meclisi üyeleri seçimle seçilirler. Tayinle tayin olunmazlar.”
Bu, şundan dolayıdır: Ümmet Meclisi üyeleri, görüş ortaya koyma hususunda insanların vekilleridir. Vekil ise, ancak mütevekkili/vekil kılanı tarafından seçilir. Vekil mütevekkil üzerine kesinlikle zorla empoze edilmez. (Seçmediği birisini “bu senin vekilindir” diye kabule zorlanmaz.) Ümmet Meclisi üyeleri, fert ve cemaatlar olarak görüşte insanların temsilcileridir. Geniş bölgelerde bir birisini tanımayan halk içinde temsilcinin tanınması kendisi için onu temsilci seçen kişiden başkası için gerçekleşmez. Rasul (u), görüşte kendilerine başvuracağı kişileri kuvvetleri, yeterlilikleri ve şahsiyetleri esası üzerine seçmiyordu. Bilâkis onları şu iki esasa binaen seçiyordu: Birincisi; yeterliliklerine, kuvvet ve zenginliklerine bakmaksızın onların cemaatlarının ileri gelenleri olmaları. İkincisi; onlar, yarısı muhacirlerden yarısı ensardan olmak üzere muhacir ve ensarın temsilcileri olmaları.
Şura ehlinin oluşturulmasındaki maksat, insanların temsil edilmeleridir. Böylece Ümmet Meclisi üyelerinin seçiminde esas olarak itibar olunan da halk bakımından temsil edilmektir, halkın ileri gelenlerinden seçilmelerinde olduğu gibi. Cemaatlar bakımından temsil edilmektir, yarı yarıya muhacir ve ensardan seçilmelerinde olduğu gibi. Fert ve cemaatlar için olan bu temsil, bir birini tanımayan halk için ancak seçimle gerçekleşir. Böylece bu, Ümmet Meclisinin üyelerinin seçimini gerektirir.
Rasul (u)’in kendisiyle istişare edeceği kimseleri seçmesini üstlenmiş olmasına gelince; çünkü, bölge dardı, Medine idi. Müslümanlar onun katında tanınıyorlardı. Bunun delili ise, İkinci Akabe Biatında kendisine biat edenler onun katında tanınmıyorlardı. Onun için ileri gelenleri seçme işini onlara terk etti. Onlara şöyle dedi:
أَخْرِجُوا إِلَيَّ مِنْكُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقِيبًا“Benim için aranızdan 12 önder seçin.”[1]
Buna binaen; Ümmet Meclisi üyelerinin görüşte
vekil olmaları, Ümmet Meclisinin uğruna var olduğu illetin fertleri ve
cemaatları görüş ve muhasebede temsil etmek olması, bu illetin birbirini
tanımayan insanlar arasında ancak genel seçimde gerçekleşmesinden dolayı işte
bütün bunlardan Ümmet Meclisi üyelerinin seçimle seçilmeleri, tayinle tayin
olmamaları istinbat edilmiştir.
[1] Ahmed b. Hanbel, Müs. Mekkiyyin, 15237