MADDE – 179: “Siyaset; ümmetin işlerini içte ve dışta idare etmek demektir. Bu; hem devlet ve hem de ümmet tarafından icra edilir. Devlet; bir idare işini, direkt olarak icra eder. Ümmet ise; idare ile ilgili olarak devletin muhasebe ve denetimini yapar.” Bu madde; siyaseti tariften ibarettir. Bu tarif geneldir ve bütün insanlara şamildir. Zira bu;
MADDE – 179: “Siyaset; ümmetin işlerini içte ve dışta idare etmek demektir. Bu; hem devlet ve hem de ümmet tarafından icra edilir. Devlet; bir idare işini, direkt olarak icra eder. Ümmet ise; idare ile ilgili olarak devletin muhasebe ve denetimini yapar.”
Bu madde; siyaseti tariften ibarettir. Bu tarif geneldir ve bütün insanlara şamildir. Zira bu; siyaseti tatbikatın olduğu gibi nitelendirmektedir. Tıpkı; akıl, doğruluk ve sultan gibi insanların hiç ihtilaf etmedikleri, tek anlamıyla mevcut olan bir takım manaları tarif etme gibi, siyaset kelimesi de herkes tarafından bilinen, fakat; hükümleri hakkında ihtilaf bulunan bir kelimedir. Bundan başka; siyaset kelimesini lügat anlamıyla ele alırsak görülür ki, bu kelime “işleri idare etmek” anlamını taşır. El-Kamus El-Muhitte; “Tebaayı siyaset etti” tabiri, “halka emr ve nehyetti” anlamında kullanılmıştır. O halde, bu kelimenin taşıdığı mana; halkın işlerini emr ve nehiylerle idare etmektir. Yöneticinin işleriyle ilgili olarak varid olan hadisler, yönetim ve denetleme ile ilgili varid olan hadisler vardır. Ayrıca; Müslümanların maslahat ve menfaatlerini gözetme konusundaki hadislerin tümünden, bu kelimenin tarifi istinbat edilmiştir. Bu hususta varid olan hadislerden birkaç tanesi şöyledir;
مَا مِنْ عَبْدٍ اسْتَرْعَاهُ اللَّهُ رَعِيَّةً فَلَمْ يَحُطْهَا بِنَصِيحَةٍ إِلا لَمْ يَجِدْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ “Allah bir kula idare imkanı verir de o, idare ettiklerine nasihat ile yanaşmazsa cennet kokusunun hiçbir zaman bulamaz.”[1]
مَا مِنْ وَالٍ يَلِي رَعِيَّةً مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَيَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لَهُمْ إِلا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ “Müslümanlara zulüm ve hile yaparak ölen ve Müslümanların işlerini idare eden hiçbir vali (yönetici) yoktur ki, Allah ona, cenneti haram kılmamış olsun.”[2]
سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ قَالُوا أَفَلا نُقَاتِلُهُمْ قَالَ لا مَا صَلَّوْا “İleride birçok idareciler olacaktır. Bir kısmının işlerini iyi göreceksiniz, bir kısmının ise kötü göreceksiniz. Onların kötülüklerinin tanıyanlar beri olurlar. Onların kötülüklerini inkar edenler kurtulur. Fakat kim onlara tabi olursa..” Oradakiler, “Ya Rasulullah, onlara savaşalım mı?” dediler. Peygamber (u) “Onlar namaz kıldıkları müddetçe hayır” dedi.”[3]
Yine bir hadisinde Rasul (u) şöyle buyurdu:
“En önemsediği husus, Allah’tan başkası olduğu halde sabahlayan kimsenin Allah’tan isteyeceği bir şey yoktur. Müslümanların halleriyle ilgilenmez olan kimse, onlardan değildir.”
Cerir b. Abdullah rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Ben Rasul (u)’a gelerek, ya Rasulullah, ben İslâm üzerine sana biat ediyorum, dedim, O, bana her Müslümana öğütte bulunma mı da şart koştu.”
İşte; yönetimi üstlenirken yöneticiyi ilgilendiren ve yöneticiyi muhasebe ve denetlemede ümmeti alakadar eden; Müslümanların birbirlerine karşı yerine getirmeleri gereken görev ve nasihatlarına işaret eden, bu hadislerden siyaset kelimesinin tarifini çıkarmak mümkündür. Yani; siyaset tarifi, yukarıda zikredilen hadislerden istinbat edilerek yapılmıştır. Bu tarif; ümmetin işlerini idare etmektir ve bu tarif, şer’î delillerden istibat edilen şer’î bir delildir.
[1] Buhari, K. Ahkam, 6617
[2] Buhari, K. Ahkam, 6617
[3] Müslim, K. İmarat, 3445