MADDE – 181

MADDE – 181: “Gaye; hiçbir zaman vasıtayı meşru kılmaz. Çünkü metod, fikrin cinsindendir. Her hangi bir vacibe/farza ve mübaha haram ile gidilmez. Siyasi vesile ve vasıtaların siyasetin metoduna ters düşmesi caiz değildir.” Şüphesiz Allahu Teâla, insanların karşılaşacağı birtakım problemlere çare olmak üzere; alış-veriş, kira ve şirket gibi birçok hükümler koymuştur. Yine, insanları aralarında çıkan birçok

MADDE – 181: “Gaye; hiçbir zaman vasıtayı meşru kılmaz. Çünkü metod, fikrin cinsindendir. Her hangi bir vacibe/farza ve mübaha haram ile gidilmez. Siyasi vesile ve vasıtaların siyasetin metoduna ters düşmesi caiz değildir.”

Şüphesiz Allahu Teâla, insanların karşılaşacağı birtakım problemlere çare olmak üzere; alış-veriş, kira ve şirket gibi birçok hükümler koymuştur. Yine, insanları aralarında çıkan birçok sorunlara çare için başka hükümler de koymuştur. Mesela; alış-verişte aldatanın tazir cezası ile cezalandırılması, hırsızlık yapan kimsenin hadd olarak elinin kesilmesi gibi cezalar; insanların kendi aralarında vaki anlaşmazlık ve muamelelere verilen cezalardır. Yine; İslâm Devleti, kafir devletler arasında meydana gelecek olan sorunlara çare olmak üzere, birçok hükümler koymuştur. Mesela; anlaşmalı, eman verilen ve dâr-ül harb ile ilgili hükümler, ayrıca dikkat çekecek şekilde İslâm’ı insanlara tebliğ gibi hükümler koymuştur. Eman dileyen kimse can ve malının, herhangi bir Müslümanın can ve malının korunduğu gibi korunması ile hükümler, dikkatleri üzerine çekecek bir açıklıkla İslâm’a davet edilmeden kafirlerle savaşmanın haram olduğuna ait hükümler vazedilmiştir. İslâm’da metod şer’î hükümlerdir. Bunun için zafere aldatma ile ulaşılmaz. Bunun gibi, ahid bozarak fethe varılmaz. Gayenin; Şeriat’ın istediği şekilde olması nasıl vacibse, bu gayeye götüren vasıtaların da Şeriat’ın cevaz verdiği şeyler olması da vacibtir. Zira hem gaye, hem de bu gayeye varmak için kullanılan vasıtaların her biri, kullara ait fiillerdendir. Bu fiili mübah veya haram kılan şey; o fiilden çıkan neticeler ile hedeflenen gaye olmayıp; şer’î delildir. Vasıta ve gayenin meşru olup olmadığı şer’î delil ile tespit edilir. Nitekim Allah (Y) şöyle buyurmuştur:

وَأَنْ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ “Onların arasında Allah’ın indirdiği ile hükmet.”[1]

Yani; onları arasında fiilleri neticesine göre hükmet veya bu fiilleri vardığı hedeflere göre hükmet denilmemiştir. Vasıtanın hükmü; gaye ve hedefin taşıdığı hüküm gibidir. Bu da; şer’î deli ile sabit olur. Yani gaye ve hedefin mübah veya haram olduğunu ifade eden şer’î delil; aynı zamanda vasıta için de geçerlidir. Yani gaye, vasıtayı hiçbir zaman meşru kılmaz. Yani şer’î delil, gayenin haram olduğunu ifade ediyorsa bu; kendisine varan vasıtayı meşrulaştırmaz. Bunun için, neticesi ve gayesi mübah, vacib veya mendubdur diye hiçbir zaman gaye ve vasıtalar mübah kılınmaz. Başka bir tabirle; neticesinde bir menfaat veya bir hayır ve yardım vardır diyerek haram gayelerin hiçbiri mübah kılınamazlar. Şari; gayeyi mübah kılmış ise mübahtır, haram kılmış ise haramdır. Yani; şer’î hükümlere göre hareket etmek vacib olur.

Zira; Müslümanın her işi, şeriat ölçüsüne göre ve şer’î hükme uygun olmalıdır. Şer’î hükmün tarifi yapılırken deniyor ki, şer’î hüküm; Kulların fiillerini ilgilendiren Şari’in hitabıdır. Buna göre, Müslümana ait işlerin hepsinin de şer’î hükme uygun olması vacib olmalıdır. Bundan dolayı, Müslümanlar; “Gaye vasıtayı meşru kılar” söz ve iddiasını, hiçbir zaman, kabul edemezler. Gerçekten, İslâmi delillerden çıkartılan hükme göre, gayeye götüren vasıtalar; gayenin hükmünü taşırlar. Mesela; “Harama götüren vasıta ve vesile de haramdır”, yine “Mübah olan bir şeyin fertlerinden herhangi bir tanesi, bir zarara sebep olursa, o şey, serbest ve mübah olarak bırakılmak şartıyla, zarara götüren o fert yasaklanır”, yine “Vacibin ancak kendisiyle tamamlandığı şey de vacibtir” kaideleri şer’î delilerden çıkartılmıştır. Fakat; eğer bu vasıta olan şey mübah veya farz ise, durum böyle olur. Şayet vesile ve vasıta olan şey haram ise, o takdirde; mübah veya farz olan gaye, vesile ve vasıtayı, hiçbir zaman helal kılmaz; haram olarak devam eder. Buradan şu kaideyi de çıkarmak mümkündür: Gaye hiçbir zaman vasıtayı meşru kılmaz. Yani, mübah veya vacib olan gaye, hiçbir zaman haram olan vasıtayı, mübah kılmaz.

İşte bu madde, buna göre konuldu. Bu da onun, delilidir.


[1] Maide: 49

Diğerleri