MADDE – 188

MADDE – 188: “Askeri antlaşmalar ve bu neviden olan hususlar ve buna tabi siyasi antlaşmalar ile; askeri üs ve hava meydanlarının kiraya verilmesi kesinlikle yasaktır. İyi komşuluk antlaşmaları, iktisadi, ticari, mali, kültürel ve ateşkes gibi antlaşmalar ise caizdir.” Antlaşmaların tarifi şudur: Devletlerin aralarında bir ilişkiyi düzenleyen ve bir gaye için yaptıkları ittifaklardır. Bu da, bu

MADDE – 188: “Askeri antlaşmalar ve bu neviden olan hususlar ve buna tabi siyasi antlaşmalar ile; askeri üs ve hava meydanlarının kiraya verilmesi kesinlikle yasaktır. İyi komşuluk antlaşmaları, iktisadi, ticari, mali, kültürel ve ateşkes gibi antlaşmalar ise caizdir.”

Antlaşmaların tarifi şudur: Devletlerin aralarında bir ilişkiyi düzenleyen ve bir gaye için yaptıkları ittifaklardır. Bu da, bu ilişkinin tabi olacağı bir takım şart ve kaidelerin belirlenmesiyle gerçekleşir. Bu anlaşmalara Müslüman fakihler “El-Müvadeat” adını verirler. Müslümanlarla kâfirler arasında anlaşmalar yapılabileceğinin cevazına ait deliller şunlardır:

وَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ “Eğer sizinle aralarında bir misak/anlaşma bulunan bir kavimden olursa.”[1]

وَإِنْ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمْ النَّصْرُ إِلا عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ “Din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında bir misakın bulunduğu kavim hariç onlara yardım size vazifedir.”[2]

Bu ayetlerde zikredilen MİSAK kelimesi anlaşma manasında kullanılmıştır. Nitekim Peygamber (u) kafirlerle birçok anlaşmalar yapmıştır. Bu arada belirtilmesi gereken bir hususa işaret edelim; anlaşmanın geçerli sayılabilmesi için birçok şartlar lazımdır:

Üzerinde anlaşmanın yapıldığı konu; şeriat tarafından cevaz verilmiş konu olmalıdır. Anlaşmalar siyasi ve gayri siyasi olarak kısımlara ayrılır. Siyasi olmayan anlaşmalar, iki devlet arasındaki ilişkilerin keyfiyetini belirleyen; mali, iktisadi, ticari, sanayi, kültürel ve bunlara benzer ilişkilerdir. Şer’î ölçülere göre bunların mevzularına bakılır ve mevzularıyla alakalı olan şer’î hükümler tatbik edilir, iktisadi anlaşmalar şeran caizdir. Çünkü bu anlaşmalara; ücretle çalışanın ahkamı tatbik edilebileceği gibi dış ticaretle ilgili hükümler de tatbik edilir. Ticari anlaşmalar caizdir, buna; alış-veriş ahkamı tatbik edilebileceği gibi dış ticaret ahkamı da tatbik edilir. Kültür anlaşmaları da caizdir. Çünkü buna ilimle ilgili maddelerde belirtildiği gibi eğitim ve eğitimle ilgili hükümler tatbik edilir.

Siyasi anlaşmalara gelince, bunlar kısımlara ayrılırlar:

Devletin varlığına tesir etmeyen anlaşmalar caizdir. Bu anlaşmalar devletin iç ve dış otoritesinden herhangi bir şey eksiltmemeli, kâfirlerin İslâm Devleti üzerine bir baskı ve otoritesine müdahaleye sebep olmamalıdır. Sulh ve ateşkes anlaşmaları bu nevidendir. Bilindiği gibi  Peygamber (u) Hudeybiye sulhunda Kureyş ile hem ateşkes ve hem de sulh anlaşması yapmıştır. Ayrıca birbirlerine saldırmama anlaşması da yapmıştır. Peygamber (u) bu iki anlaşmayı Beni Damure ile Beni Mudleç kabileleri ile de yapmıştır.

İyi komşuluk anlaşmaları da caizdir. Çünkü Rasul (u) Yahudilerle bunun gibi bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmalardan biri de bir devletin olağanüstü hal ve sıkıntı içerisinde bulunmasından dolayı yaptığı anlaşmalardır. Meselâ; bir devletin küfür nizamının devam etmesi kaydıyla İslâm Devleti’nin o devletten cizye almayı kabul etme anlaşması bu nevidendir. Bunun bir başka şekilde; sükut edip İslâm Devleti’ne karışmamak karşılığında İslâm Devleti’nin karşı devlete para vermeyi kabul etmesidir.

Diğer bir kısım anlaşma şekillerine gelince bunlar, himaye anlaşması ile daimi tarafsızlık anlaşması, daimi sınırlar belirleme anlaşması ve hava meydanlarını kiraya verme anlaşması ve askeri üs ve benzeri anlaşmalar caiz olmayan anlaşmalardır. Çünkü anlaşmaya konu olan şeyler caiz değildir. Zira koruma ve himaye meselesi kâfirlerin müslümanları üzerine bir otorite kurmalarına, müslümanları küfrün vereceği eman ile yaşamaya götürür. Ayrıca daimi olarak tarafsız kalma anlaşması da Müslümanların otoritelerine eksiklik getirebileceği için caiz değildir. Daimi ve süresiz olarak sınır tespit ve tahdidi de, cihad hükmünün, durdurulmasına neden olduğu ve İslâm davetin yüklenmeye ve tebliğ etmeyi hedef almadığı için caiz değildir. Hava meydanlarını kiraya vermek ise, yine kâfirlerin Müslümanlar üzerine otorite kurmalarına sebep olacağı için caiz değildir. Askeri üsler de böyledir. Özellikle askeri anlaşmalar haramdır. Çünkü bu konuda Peygamber (u) şöyle buyurmuştur:

لا تَسْتَضِيئُوا بِنَارِ الْمُشْرِكِينَ “Müşriklerin ateşiyle aydınlanmaya çalışmayın.”[3]

Yine başka bir hadiste şöyle buyurmaktadır:

لا نَسْتَعِينُ بِالْمُشْرِكِينَ “Biz müşriklerden yardım istemeyiz.”[4]

Bu gibi nasslar, bu maddenin delilleridir.


[1] Nisa: 92

[2] Enfal: 72

[3] Nesei, K. Zinet, 5114

[4] Daremi, K. Seyr

Diğerleri