MADDE – 25

MADDE-25:“Hilâfet, karşılıklı rıza ve tercihe dayanan bir akiddir/sözleşmedir. Bunu kabule hiç bir kimse zorlanamayacağı gibi Hilâfet’i yürütecek kimseyi seçmeye de hiç bir kimse zorlanamaz.” Bunun delili; iki taraf arasında tamamlanan herhangi bir şer’î akde/sözleşmeye ait olan delildir. Çünkü, Hilâfet de diğer sözleşmeler gibi bir şer’î sözleşmedir. Üstelik. Rasul (u)’e biat eden sonra gelip Rasul (u)’den

MADDE-25:“Hilâfet, karşılıklı rıza ve tercihe dayanan bir akiddir/sözleşmedir. Bunu kabule hiç bir kimse zorlanamayacağı gibi Hilâfet’i yürütecek kimseyi seçmeye de hiç bir kimse zorlanamaz.”

Bunun delili; iki taraf arasında tamamlanan herhangi bir şer’î akde/sözleşmeye ait olan delildir. Çünkü, Hilâfet de diğer sözleşmeler gibi bir şer’î sözleşmedir. Üstelik. Rasul (u)’e biat eden sonra gelip Rasul (u)’den o biatını bozmasını isteyen, Rasulullah’ın ise o isteği red ettiğini bildiren bedevî Arap hakkındaki şu hadis, Hilâfet’in bir akid/sözleşme olduğuna delildir:

Cabir b. Abdullah (t)’dan rivayetle; bir bedevî Arab, Rasulullah (u)’e İslâm üzerine biat etti. O arada kendisine şiddetli bir hastalık isabet etti. Sonra dedi ki: “Biatımı boz” Rasul (u) kabul etmedi. Sonra gelip yine, “Biatımı boz” dedi. Rasul (u) yine kabul etmedi. Sonra o bedevî Medine’yi terk etti. Rasulullah (u) dedi ki:

الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ تَنْفِي خَبَثَهَا وَيَنْصَعُ طَيِّبُهَا “Medine, bir körük gibidir. Kötüsünü dışarı püskürtür, iyisi arınır.”[1]

Madem ki Hilâfetle ilgili biat, yönetim hususunda kendisine itaat edilmesi hakkı olan kimse için itaat üzerine bir biattır. O halde bu biat karşılıklı rıza ve tercih akdi/sözleşmesi olur. Böylece bu sözleşme biat edileni de biat edenleri de ikrah/zorlamak, baskı yapmak ile sahih olmaz. Zira Rasul (u)’in şu sözü vardır:

وَضَعَ عَنْ أُمَّتِي الْخَطَأَ وَالنِّسْيَانَ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ “Ümmetimden hata, unutkanlık ve üzerinde zorlandıkları husus kaldırıldı.”[2]

Bu, aralarında Hilâfet sözleşmesinin de bulunduğu sözleşmelerden her bir sözleşme hakkında geneldir. Böylece ikrah/zorlama, baskı ile yapılan her sözleşme batıldır. Çünkü, o tamamlanmış bir sözleşme sayılmaz. Aynı şekilde Hilâfet sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi zor ve baskı ile tamamlanmaz. Yine Hilâfet sözleşmesi, sözleşmelerden herhangi bir sözleşme gibi sözleşme yapan iki taraf olmaksızın tamamlanmaz.

Böylece hiç bir kimse kendisine “Hilâfet” yetkisi verilmedikçe halife olmaz. Onun için bir kimse, biatlarıyla Hilâfet sözleşmesinin tamamlandığı kişilerin biatı olmaksızın kendisini halife olarak ilân etmekle, o kişi halife olmaz. Ancak o kişiler kendisine rıza ve tercih ile biat ederlerse, işte o zaman o kişi bu biattan sonra halife olur. Bu biattan önce halife olamaz. O kişi, o biatları gerekli olan kişileri biat etmeye zorladığında, zorla aldığı bu biatla halife olamaz ve kendisi için Hilâfet sözleşmesi tamamlanmış olmaz. Çünkü Hilâfet sözleşmesi zorla ve baskıyla tamamlanmayan bir sözleşmedir. Bunun delili de (yukarıda geçtiği gibi) Rasul (u)’in şu sözüdür:

وَضَعَ عَنْ أُمَّتِي الْخَطَأَ وَالنِّسْيَانَ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ “Ümmetimden hata, unutkanlık ve üzerinde zorlandıkları husus kaldırıldı.”[3]

“Kaldırılan husus” batıl olarak addedildi.

Kuvvete dayanarak zorla ve şiddetle yönetimi ele geçiren kişiye gelince:

O kişi sırf kuvvete dayanarak otoriteyi ele geçirmesi ile halife olmaz. Kendisini müslümanlar için halife olarak ilân etse de halife olmaz. Çünkü, müslümanlar tarafından onun için Hilâfet sözleşmesi yapılmadı. O kişi, halktan zorla ve baskı ile biat almış da olsa ve ona bu şartlar altında biat edilmiş de olsa o kişi halife olmaz. Çünkü bu biat, zor ve baskı ile yapılmış bir biattır. Muteber sayılmaz ve onunla Hilâfet sözleşmesi tamamlanmaz. Çünkü Hilâfet sözleşmesi, karşılıklı rıza ve tercihe dayalı sözleşmedir, zor ve baskı ile tamamlanmaz. Hilâfet sözleşmesi, karşılıklı rıza ile tercihe dayalı biat olmaksızın tamamlanmaz. Ancak bu galebe sahibi kişi, müslümanların maslahatının kendisine yapılacak biatla olduğunu ve Şeriat’ın hükümlerinin yerine getirilmesinin kendisine yapılacak biatı gerektirdiğini göstererek müslümanları ikna edebilirse ve onlar da buna ikna olurlar, razı olurlar, sonra da rıza ve tercihle ona biat ederlerse; işte o zaman o kişi, kendisine rıza ve tercihle biat edildiği andan itibaren halife olur. Her ne kadar önceden sultayı/yönetim yetkisini ve otoriteyi zorla almış olsa da. Şart biatın hasıl olması ve hasıl oluşunun da rıza ve tercihe dayalı olmasıdır. O halde kendisine bu biatın hasıl olduğu kimse yönetici olur, sultaya (yönetim yetkisine) sahip olur. Aksi halde olmaz.

İşte “Hilâfet karşılıklı rıza ve tercihe dayalı bir sözleşmedir” diye geçen maddenin manası budur.


[1] Buhari, K. Hac, 1750

[2] İbni Mace, K. Talak, 2035

[3] İbni Mace, K. Talak, 2035

Diğerleri