MADDE – 85: “Vâsilik, vekillik gibi özel işlerden herhangi bir yetki sahibi olan ya da halife, yönetici, görevli gibi ve mezalim kadısı ve muhtesib gibi genel işlerde yetki sahibi olan bir şahısın veya vali veya devlet reisi veya yönetici veya görevli veya mezalim kadısı veya muhtesib olması itibarıyla dava ve müdafaa hususunda yetkisinde yerine bir
MADDE – 85: “Vâsilik, vekillik gibi özel işlerden herhangi bir yetki sahibi olan ya da halife, yönetici, görevli gibi ve mezalim kadısı ve muhtesib gibi genel işlerde yetki sahibi olan bir şahısın veya vali veya devlet reisi veya yönetici veya görevli veya mezalim kadısı veya muhtesib olması itibarıyla dava ve müdafaa hususunda yetkisinde yerine bir vekil tayin etmesi caizdir. Bu hususta, davacı veya davalı olmasında bir fark yoktur.”
Bu maddenin delili, vekâletin delilinin aynısıdır. Çünkü bir kişinin alış-veriş ve anlaşmazlık gibi bizzat kendisinin sahip olduğu tasarrufta bulunma yetkisinde kendisine vekil tayin etmesi sahih olduğu gibi aynı şekilde başkasına niyabeten/vekâleten sahip olduğu tasarruflarda da kendisine vekil tayin etmesi sahih olur. Zira vekil, vekil kılındığı hususta kendisine vekil kılma hakkı verilince sahih olan hususta kendisine vekil tayin etmesi caiz olur. Aynı şekilde vasi (vasiyeti yerine getiren, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla yükümlü kimsenin), kendisine vasiyet edenin malından tasarruf yapmasının sahih olduğu hususlarda kendisine vekil tayin etmesi caizdir. Aynı şekilde bir vakfın mütevellisinin (vakfın işlerini üstlenen kişinin) vakfın kiraya verilmesi v.b. tasarruf yapma yetkisinin bulunduğu hususlarda istediği kişiyi kendisine vekil tayin etmesi caizdir. Bu kişiler gibi yönetici için de tasarrufta bulunma hakkının bulunduğu hususlarda kendisine istediği kişiyi vekil tayin etmesi caizdir. Ancak yönetici halife ise onun istediği kişiyi vekil tayin etmesi caizdir. Çünkü o, her şeyde tasarrufa sahiptir. Zira o, bizzat kendisine vekil tayin eden kimse gibidir. Yönetici halifeden başka birisi ise, muavinler, valiler, kadılar, devlet daireleri müdürleri gibi halifeye vekâleten o işi üstlenen kimselerden ise, halife kendilerine vekil kılma hakkı vermedikçe onların vekil kılındıkları husustaki tasarruflarda kendilerine vekil kılma hakları yoktur. Çünkü onlar, halifenin naibleridirler, vekiller mesabesindedirler. Vekilin, müvekkiline vekil kılma hususunda vekil kılınmadı ise, müvekkiline vekil kılma hakkı yoktur. Eğer vekil, vekil kılma hususunda da vekil kılınmış ise, o hakka sahip olmuş olur ve vekil kılma hakkına sahip olur. İster davalı olsun ister davalı olmasın fark etmez. Çünkü vekil kılma hakkı geneldir, tasarruf hakkına sahip olduğu her şeyi kapsar.
Buna binaen bugün “sanık avukatı”, “başsavcı”, “naiblik”, “vekillik”, “savcılık” v.b. olarak bilinen ıstılahlar/terimler vekâlet hükümleri bakımından Şeriat’a göre sahih işlerdir. Zira Şeriata bu vekilliği caiz kılmıştır.