MADDE – 86

MADDE-86: “Devletin yönettiği beldeler birimlere ayrılır. Bunlardan her birisine “vilâyet” ismi verilir. Her vilâyet de birimlere ayrılır, onlardan her birime “amâle” (il) ismi verilir. Vilâyeti idare eden her kimseye “vali” ya da “emir” adı verilir. İli idare eden her kimseye de “âmil” ya da “hâkim” denir.” Valiler, yöneticilerdir. Zira (الولاية) “vilâyet” yönetimdir. el-Kâmul el-Muhit’te “vilâyet”

MADDE-86: “Devletin yönettiği beldeler birimlere ayrılır. Bunlardan her birisine “vilâyet” ismi verilir. Her vilâyet de birimlere ayrılır, onlardan her birime “amâle” (il) ismi verilir. Vilâyeti idare eden her kimseye “vali” ya da “emir” adı verilir. İli idare eden her kimseye de “âmil” ya da “hâkim” denir.”

Valiler, yöneticilerdir. Zira (الولاية) “vilâyet” yönetimdir. el-Kâmul el-Muhit’te “vilâyet” kelimesinin “velâyet” olarak ya da mastar olarak kullanıldığı izah edilmekte ve “vilâyet” kelimesinin “Bir ülkenin bir bölümü (birimi) olan toprak parçası”, “emirlik” ve “sultan” olarak tarif edilmektedir.

Vilâyet (emirlik ya da sulta sahibi olma yetkisi), halife tarafından atanmayı ya da onun bu atamada vekil kıldığı kişi tarafından atamayı gerektirir. Böylece vali ancak halife tarafından tayin olunur.

Vilâyet ya da emarette yani valiler ya da emirlerde asıl olan Rasul (u)’in amelidir. Zira Rasul (u)’in beldelere valiler tayin ettiği, onlara o bölgelerde yönetim hakkı verdiği sabittir. Nitekim Rasul (u), Muaz b. Cebel’i el-Cende’ye, Ziyad b. Lebid’i Hadramut’a, Ebu Musa el-Eş‘ari’yi Zebid ve Adn’e vali olarak tayin etmiştir.

Vali, halifeye niyabeten valilik yapar. O halifenin kendisini naib kıldığı hususları naib olarak yerine getirir. Vilâyet/valilik için Şeriat’ta belirli bir sınır yoktur. Zira, halifenin yönetim işlerinden herhangi bir işte kendisine naib kıldığı herkes o işte vali olarak itibar olunur. Bu valilik, halifenin valiyi tayininde belirlediği lafızlara göre olur. Fakat beldelerin vilâyeti ya da emareti/emirliği o bölge ile sınırlıdır. Çünkü Rasul (u), içerisine vali tayin ettiği yeri sınırlandırıyordu.

Vilâyet/valilik, özel ve genel olarak iki kısma ayrılır:

Genel valilik; vilâyetteki bütün yönetim işlerini kapsar. Genel valilikle atama, halifenin o kişiye bir beldenin veya bölgenin idaresini, tüm ahalisi üzerinde yönetme yetkisini, diğer yönetim işlerinden bilinen hususlara bakması yetkisini vermesidir. Böylece o kişi, işlere genel bakış yetkisine sahip olur.

Özel emirliğe gelince; onda emirin, emirliği sınırlıdır. O bölgede ya da beldede ordu işlerini düzenleme, tebaanın idaresi, can, mal, namus ve sınır güvenliğini sağlamak gibi sınırlı işlerle görevlendirilmektedir. Özel emirlikle ya da valilikle görevli emir ya da valinin kazaya/yargıya, haraç ve zekat toplamaya müdahale etme hakkı yoktur.

Nitekim Rasul (u), bazı kişileri genel vali olarak atamıştır. Meselâ; Amru b. Hazm’ı Yemen’e genel vali tayin etmiştir. Rasul (u), bazı kişileri de özel vali olarak tayin etmiştir. Meselâ; Ali b. Ebu Talib’i Yemen’de kadılığa tayin etmiştir. Rasul (u)’den sonra halifeler de bu yol üzerinde yürümüşlerdir. Onlar da genel valiler tayin ediyorlardı. Nitekim meselâ; Ömer b. Hattab, Muaviye b. Ebu Sufyan’ı genel vali olarak tayin etmiştir. Yine halifeler özel valiler de tayin ediyorlardı. Nitekim meselâ; Ali b. Ebu Talib, Abdullah b. Abbas’ı Basra’ya mali işler dışındaki işler üzerine Ziyad’ı da mali işler üzerine vali olarak tayin etmiştir.

İlk dönemde valilik iki kısımdı: (ولاية الصلاة) “Vilâyet us’Salât” (Namaz Valiliği), (ولاية الخراج) “Vilâyet ul’Haraç” (Haraç Valiliği). Onun için emirlerin velâyetiyle ilgili konuları ele alırken tarih kitablarında şu iki tabirin kullanıldığı görülür:

a-) (الإمارة على الصلاة) “el-İmâretu ‘alâ s’Salât” (Namaza Ait Emirlik).

b-) (الإمارة على الصلاة والخراج) “el-İmâretu ‘alâ s’Salâti ve l’Haraç” (Namaz ve Haraça Ait Emirlik) Yani emirlik ya namaz ve haraç emiri olur ya da sadece namaz emiri olur. “Namaz emiri” ya da “namaz valiliği” tabirinin manası, insanlara sadece namazda imamlık değildir. Fakat onun manası, mali işler dışındaki bütün işlerde insanları yönetme yetkisi, demektir. Böylece bu tabir içinde geçen “namaz” kelimesi, malların toplanması istisnasıyla yönetim demektir. Vali “namaz” ve “haraç” vasıflarını kendisinde bulundurunca o, “genel vali” olur. Eğer onun valiliği namaz ya da haraçla sınırlandırılırsa, o özel vali olur.

Bütün bunlara binaen özel valilikte halifenin düzenlemesine başvurulur. Halife özel valiliği, haraçla has kılabilir, Kazayla/yargıyla has kılabilir, mali işler, yargı ve ordu dışında bir işle de has kılabilir. Halife, devletin ya da vilâyetin idaresi için neyi hayırlı görürse öyle yapar. Çünkü Şeriat, vali için belirli işler sınırlandırmadı. Yönetim işlerinin tamamının ona ait olmasını gerekli kılmadı. Ancak valinin ya da emirin işinin yönetim ve otorite sahibi olmak olduğunu belirledi. Belirledi ki o, halifenin naibidir. O, ancak belirli bir yerde emir olur. Bütün bunlar Rasul (u)’in uygulamasından dolayıdır. Fakat Şeriat, halifeye valiyi genel vali olarak ve uygun gördüğü bir iş hususunda özel vali olarak atama hakkı vermiştir. Bu, Rasul (u)’in amelinde açıkça görülmektedir.

Rasul (u)’in, bir belde ya da bölgede emirin emirliğini ya da valinin valiliğini belirlemesine binaen devleti vilâyetlere, vilâyeti de illere taksim eden bir madde konulmuştur.

Diğerleri