MADDE -89: “Vali, emirliğinin gereği yaptığı şeyleri halifeye bildirmeye mecbur değildir. Bu hususta ihtiyarına bağlıdır. Bilinmeyen yeni bir olay meydana geldiğinde onu halifeye sunar ve halifenin o konudaki emirlerine uygun olarak hareket eder. Eğer beklemenin o hususta fesada sebep olmasından korkarsa, o hususu kendi reyi ile yerine getirir ve kendisine onu yapmadan önce haber vermediğinin
MADDE -89: “Vali, emirliğinin gereği yaptığı şeyleri halifeye bildirmeye mecbur değildir. Bu hususta ihtiyarına bağlıdır. Bilinmeyen yeni bir olay meydana geldiğinde onu halifeye sunar ve halifenin o konudaki emirlerine uygun olarak hareket eder. Eğer beklemenin o hususta fesada sebep olmasından korkarsa, o hususu kendi reyi ile yerine getirir ve kendisine onu yapmadan önce haber vermediğinin sebebini ve o hususun gereğini halifeye sunar.”
Bu maddenin delili şöyledir: Nebî (u), valilerini tayin ederken onlardan yaptıkları işleri kendisine sunmalarını talep etmiyordu. Onlar da herhangi bir şeyi ona sunmuyorlardı. Bilâkis onlar işlerini tamamen bağımsız olarak yapıyorlardı. Onlardan her biri emirliğinde uygun gördüğü biçimde hükmediyordu. İşte Muaz, Attâb b. Useyd, el-Ala’ b. Hudrami ve işte Rasul (u)’in bütün valileri böyle idi. Buradan anlaşılıyor ki, vali işlerinden herhangi bir şeyi halifeye sunmaz. Vali, bu hususta muavinden farklıdır. Zira muavinin yaptığı her işini halifeye sunması gerekir. Amma valinin yaptığı işlerinden herhangi bir işi halifeye sunması gerekmez. Halifeye muavinin yaptığı her işi gözden geçirmesi vacib iken valinin işlerinden her işi gözden geçirmesi her ne kadar halife, valilerin hallerini ve haberlerini incelese de vacib değildir. Böylece vilâyetinde mutlak/kayıtsız tasarrufa sahiptir. Onun için Rasul (u), kendisini Yemen’e gönderirken Muaz ona; “Reyimle ictihad ederim” dedi. İşte bu, valinin işini halifeye sunmadığına reyi ile ictihad ettiğine dair bir delildir. Fakat vali, önemli meselelerde halifeden görüş almaktan men edilmez. Fakat vali, önemli olmayan meselelerde halifenin görüşünü almaz ta ki insanların maslahatları askıda kalmasın.
Daha önceden bilinmeyen yeni bir şey meydana gelirse halifenin görüşünü bekler. Çünkü vilâyete tayin, halifenin bir beldenin ya da bölgenin emirliğini o bölgenin tüm ahalisi üzerine yönetim yetkisi olarak valiye vermesidir. Bilinmeyen yeni bir şey meydana geldiğinde halifeye başvurunun neticesini bekler. Ancak fesaddan korkarsa onu yerine getirir ve sonunda halifeye bilgi verir. Çünkü, o bilinmeyen bir husustur.