Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti Resmi Web Sayfası Arşivine Hoşgeldiniz

 

Yeni Sayfamıza Ulaşmak İçin Tıklayınız

 

 

Etkinlikler

 

Hizb-ut Tahrir / Ürdün Vilayeti, Türkiye Yönetiminin Tutumunu Kınama Gösterisi Düzenledi

H. 16 Rabi-ul Sani 1434 el-muvafık M. 26 Şubat 2013 Salı günü Hizb-ut Tahrir/Ürdün Vilayeti çok yoğun güvenlik kontrolleri altında, Türkiye yönetiminin Şam ehline nusret konusundaki tutumunu, Amerika ve Batı çıkarlarını kollamak amacıyla Şam ehline karşı yürüttüğü komployu ve Türkiye'deki Hizb-ut Tahrir şebabına karşı açtığı savaşı ve bu şebaba verdikleri zalimane cezaları kınayan gösteri düzenlemiştir. Gösteriye katılanlar Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye yönetiminin, Hilafetin yeniden ikamesi için çağrıda bulunan Suriye devrimini asıl amacından saptırarak yerine kafir batının icat ettiği laikliği getirme çabalarını ağır bir dille kınadılar. Türkiye'nin Amman Büyükelçiği önünde düzenlenen gösteride yukarıdaki söylemler mikrofondan Türkçe olarak da okunarak ilgili yetkililerin duyulması sağlandı.

 

 

3 Mart Panel ve Konferansları

Köklü Değişim Dergisi Hilafet’in kaldırılışı münasebetiyle 3 Mart 2013 Pazar gününden itibaren “İslam’da Devlet ve Yönetim” başlıklı panel ve konferanslar düzenleyecektir. Birbirinden değerli konukların katılımıyla gerçekleşecek olan bu etkinliklere tüm halk davetlidir.

Detaylar

 

 

Diğer Etkinlikler

 

Hizb-ut Tahrir Beyanları

Mali’yi Sömürgeleştirmeye Dönük Yeni Batılı Haçlı Kampanyasına Kindar Fransa Liderlik Etmektedir

M. 13 Ocak 2013

Fransız Cumhurbaşkanı “François Hollande”, 11 Ocak 2013 günü Fransız Silahlı Kuvvetleri’nin, İslamcı Silahlı Guruplara karşı olan savaşa katılacağını, Tevhid ve Ensar-ud Dîn cihad hareketlerinin 10/12 Perşembe günü ele geçirdiği Mali’nin merkezinde bulunan “Kuna” şehrini geri almak için yabancı güçler tarafından desteklenen askerî kampanya yoluyla Mali Ordu Güçleri’ni destekleyeceğini ve onların Güneye ilerlemelerini durduracağını vurgulamıştır. Geriye dönüp bakıldığında 22.03.2012’de gerçekleşen Mali darbesinde Fransa’ya ölüm isabet etmiştir. Zira darbenin arkasında, Mali’de kendisi için bir nüfuz oluşturmaya çalışan Amerika’nın olduğu gayet açıktır. Çünkü Darbe komutanı Yüzbaşı “Amadou Ahmedo Haya Sanogo”, terörle mücadele için Amerika’da askerî eğitim alması amacıyla Amerikan Büyükelçiliği tarafından elit subayların arasından seçilmiştir. Dolayısıyla bu, Fransa için hayati bir mesele haline gelmiştir. Zira şayet Mali’deki nüfuzunu geri almaya güç yetiremez ise Afrika’daki nüfuzu aşamalı olarak son bulacaktır. Bundan dolayı o, uluslar arası askerî müdahalede bulunmak ve Mali’yi kendi havzasına geri katmak için ciddî ve aktif bir şekilde çalışmaktadır...

 

Tam Metin

 

Türkiye Vilayeti Beyanları

Koalisyonun Meşruluğuna 100’ü Aşkın Ülke Değil, Suriye Halkı Karar Verecektir

M. 01 Ocak 2013

Başbakan Erdoğan 28.12.2012 Cuma günü katıldığı bir programda Suriye hakkında sorulan bir soruya, Suriye’nin Esed sonrasına hazırlandığını, tüm çalışmaların bunun için yapıldığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Şu anda orada Beşşar gittiği anda farklı ne olursa olsun herhangi bir boşluk olmadan anında hemen orada yeni bir hükümetin kurulabilmesi için bir geçiş döneminin aktörlerinin hazırlanması lazım. İşte bu koalisyon onun için var.” Başbakan bu sözü ile Suriye halkının yanında değil, ABD ve Batılı devletlerin kirli planlarının yanında olduğunu açık bir şekilde göstermiştir. Çünkü Suriye konusundaki endişeleri giderek artan Batılı devletler, alternatif bir yapı arayışına girmişlerdir. Suriye Ulusal Konseyi ile başlayan bu ilk girişimler bekleneni vermeyince, Koalisyon kurulmuş ve bu koalisyon evvela Avrupa devletleri ve Amerika tarafından Suriye halkının meşru temsilcisi olarak tanınmıştır. İşte Başbakan, Batılı devletler ile uşaklarının Suriye halkına dayatmaya çalıştığı bu koalisyonu Türkiye’deki mülteciler üzerinden Suriye halkına pazarlamaya çalışmaktadır. Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Muaz el-Hatib’i yanına alan Başbakan 30.12.2012 Pazar günü Şanlıurfa’da halka şöyle seslenmiştir: “Kardeşlerim, şu anda dünyada 100'ü aşkın ülke bu kardeşimizin (Muaz el-Hatib) ve ekibinin liderliğini kabul etmiş vaziyette. Bu ne demek? 'Ey Esed biz seni artık tanımıyoruz, hadi defol' demektir.”...

 

Tam Metin

 

Türkiye Vilâyeti Medya Bürosu Basın Açıklamaları

Yılmaz Çelik

Kur’an-ı Kerim’e Saldıran Kâfir Amerikalılar Hala Burada Barınabilecekler mi?

M. 13 Ocak 2013

Yılbaşı gecesi, Adana bulunan İncirlik Hava Üssü’ndeki Amerikalı askerlerin sarhoş olduktan sonra 10. Tanker Üs Komutanlığı’nın içerisindeki camiye girerek tahrip ettikleri ve camide bulunan Kur’an-ı Kerim’leri yırttıkları basına yansımıştır. Bu olay kâfir Amerika’nın ve insanlıktan nasibini almamış olan iğrenç askerlerinin, Müslümanların topraklarında ve yine Müslümanlarca kutsal sayılan kitabımız Kur’an-ı Kerim’e karşı yaptıkları ilk hakaret değildir. Hatırlanacağı üzere daha önce Irak’ta ve Afganistan’da bu tür olaylar yaşandığı gibi, Amerika’nın Florida eyaletinde de bir papaz tarafından Mushaf-ı Şerifimiz yakılmıştı. Kendilerince başka ülkelerde yapıldığı için bunu mazeret göstererek bu menfur saldırılara karşı ses çıkaramayan Türkiye yöneticileri, şimdi kendi topraklarını garnizon gibi kullanmasına izin verdiği Amerikan askerlerinin İncirlik üssündeki camiyi tahrip etmelerine ve mukaddes kitabımızı yırtmalarına da ses çıkaramamıştır. Hükümet yetkilileri ve Başbakan Erdoğan, bu iğrenç saldırı karşısında henüz konuşmamıştır. Bu gibi olaylar karşısında esip gürlemeyi çok iyi bilen Başbakan neden bu olay karşısında sessiz kalmaktadır. Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklamada olayı sadece birkaç cam kırığı şeklinde değerlendirmiş ve mukaddesatımıza yapılan bu saldırıların faillerini bulmak yerine, bu olayı kamuoyuna duyuran askerin kim olduğunu araştırmaya koyulmuştur...

 

Tam Metin

 

Resmi Sözcülüklerin Basın Açıklamaları

HT Resmi Sözcüleri

Hindistan, Kontrol Hattını Yükseltmektedir Hintlilerin Sınırlarımıza Dönük Saldırılarını Sona Erdirecek Olan Sadece Hilafet’tir

M. 10 Ocak 2013

İster son zamanlarda sınırlarda yaşanan gerginlikler olsun isterse daha öncekiler olsun Hintlilerin bize yönelik saldırılarını cesaretlendiren General Keyâni’nin politikalarıdır. Zira daha önceki Amerikan Başkanı Bill Cliton’un döneminden bu yana Keyâni’nin Amerikalı efendileri, ister Hindistan’a Keşmir davasını sonsuza dek gömecekleri şeklinde vaatlerde bulunmak yoluyla olsun ister Hindistan’a Pakistan’da stratejik çıkarlar oluşturmak yoluyla olsun isterse Hindistan’ın ekonomisini güçlendirmek ve onun bizim büyük pazarlarımıza ulaşmasına imkan vermek ve nükleer silahlar da dahil bizim askerî gücümüzü zayıflatmak yoluyla olsun Hindistan’ı kendi nüfuzlarına kazandırabilmek için Pakistan’ı istismar etmektedirler. Nitekim General Keyâni, General Müşerref’in sağ kolu olmuş ve Keyâni, Müşerref’in Amerikan askerî güçleri ile istihbaratının benzeri görülmemiş bir seviyede sınırlarımıza girmelerine imkan tanımasına yardım etmiştir. Aynı şekilde Amerika’nın Afganistan’a dönük işgaline de imkan tanıdığı gibi Müşerref-Keyâni ortaklığından en çok faydalanan da sadece Amerika olmuştur. Zira şu an Afganistan içerisinde ve dışında ve Pakistan’daki Kabileler Bölgesi ile Belucistan’da benzeri görülmemiş bir şekilde nüfuz elde eden Hindistan’ın önündeki kapıların derhal açıldığı gibi Silahlı Kuvvetlerimizin Amerika’nın fitne savaşına bulaşmasının ve bununla meşgul olmasının ardından Hindistan, bizi Keşmir’den çıkarmak için rahat bir nefes almıştır. İşte tüm bunlar, bizim Silahlı Kuvvetlerimize fütursuzca bakması için Hindistan’a cesaret vermektedir...

 

Tam Metin

 

Diğer Vilayetlerin Beyanları

Hizb-ut Tahrir / Tunus’tan, Kurucu Meclis Üyelerine Yönelik Bir Konuşma

M. 11 Ocak 2013

Sayın Kurucu Meclis Başkanı, Saygıdeğer Temsilciler, Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh ;   Ülkemiz Tunus’un, İslam ile güçlü ve izzetli uzun bir tarihi olmuştur. Zira o, mücahitler fethetmeden önce Bizanslı Rumların egemenliği altında aşağılayıcı bir esir konumunda idi. Ama Tunus fethedilince, bir fırsat yakalamış, yönetim ve bir hayat nizamı olan İslam’ı taşımış, Kuzey Afrika’ya, dahası bundan daha fazlasına liderlik etmiş, Tunus halkı İslamlarıyla izzetli olmuş ve Tunus, geniş İslam ülkesinin izzetli bir parçası haline gelmiştir. Zira Kuzey Afrika’nın Fatihleri, Endülüs ve Sicilya’ya ulaşıncaya kadar ilerlemişler, üniversitelerinden ilmin ışığı doğmuş ve ilim öğrencilerinin kıblesi olmuştur.   Sonra bunların ardında. üzerlerine yönetim ve sandalyelerinin arzuları galebe çalınca geri kalmışlardır. Zira Hilafet Devleti’den bağımsızlaşmışlar, yüzlerini Batı’ya çevirmişler, kendilerini reform ve modernleşme sözleriyle aldatan, onlara aldatıcı sözlerle süslenmiş projeleri süslü gösteren, kendilerine boş vaatlerde bulunan, bunun ardından üzerlerine gerek kendilerini gerekse ülkeyi fesat ve zulüm döngüsünde boğacak şekilde paralar ve krediler yağdıran, sonra ülkenin üzerine çullanıp yağmalayan ve halkını da köleleştiren ve onları zulüm ve zalimlikle çürüten sömürgeci Fransa’nın kolay bir lokması olmuşlardır…

 

Tam Metin

 

Medya Büroları Yayınları

HT Medya Temsilcileri

“Ölüm Kampları” Cumasında: Şam Ayaklamasından, Yöneticilerini Devirmeleri ve Kendisiyle Korunulup Arkasında Savaşılacak Olan Müslümanların Halifesi’ne Biat Etmeleri İçin Tüm İslam Ümmetine Bir Nida

M. 11 Ocak 2013

İşte Şam ayaklanması, tamamının kesilen damarların üzerinde bir araya geldiklerini göstermek için Müslümanların kibirli ölü yöneticilerine yardım için çığlık atmaktadır. Zira onlar, katil Beşar rejimini desteklemekle, neredeyse tamamen çökmesine rağmen onun ayakta kalmasını sürdürmesi için çalışmakla, ayaklanmanın başarılı olması yüzünden iğrenç ajan rejimleri düşük yapmadan önce düşük yapması için ayaklanmayı bir biri ardına sarmalama girişiminde bulunmakla yetinmemişler, bilakis onlar hala önlerinde katil Beşar rejiminin katliam, yıkım ve tecavüz cehenneminden Beşar’dan daha beter olmasının şaşkınlığını yaşayacakları komşu ülkelerdeki ailelerine ve kardeşlerine kaçmaktan başka hiçbir yol bulamayan mustazaf erkekler, kadınlar ve çocuklar üzerinde komplo kurmaktadırlar. Zira bu baskıcı rejimler, insanları aşağılamaktan ve onların insanlıklarına ihanet etmekten başka bir şeye önem vermezler. Dolayısıyla bu rejimler, sanki Müslümanları katletmek, onları abluka altına almak ve onların korunmalarını engellemek için bulunmaktadırlar.         Nitekim ister Ürdün’deki Abdullah Bin Hüseyin olsun ister Irak’taki Maliki olsun ister Lübnan’daki Nasrallah ve müttefikleri olsun ister Türkiye’deki Erdoğan olsun ister Suudi Arabistan’daki ister Katar’daki isterse de diğerlerinde olsun bu rejimler, Allah’a, Resulüne ve Müslümanlara olan düşmanlıklarını kanıtlamışlardır… Dolayısıyla onların bu ümmet ile hiçbir ilgileri olmadıkları gibi etkilerini bu Ruvaybidaların kendi koltuklarının altından alevlenen bir ateş gibi hissettikleri mübarek ayaklanmalarını cezalandırmak için Şam halkını aşağılamayı amaçlamaktadırlar…

 

Tam Metin